Bu haber 13 Temmuz 2015, Pazartesi 10:42 tarihinde eklendi. 1369 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu cenk çok yaman olacak!

Gazetelerin, televizyonların, internet haber sitelerinin ve hatta bir kaç bin satan küçük dergilerin bile bir kaç büyük holdinge ait olması sizce bir tesadüf mü? Ya da bu durum sadece Türkiye’ye mi özgü?
Bu cenk çok yaman olacak!
İletişim konulu ders kitaplarında yazanlar üç aşağı beş yukarı aynı. Eskiden gazetecilik yapan, gazetecilikten gelen, gazetecilikten para kazanan gazeteciler vardı fakat onların yerini hızla holding patronu gazete sahipleri aldı. Sözde iletişim araçları ucuzlaşıyordu, iletişim altyapısı gelişiyordu ve yaygınlaşıyordu ama medya sahipliği hızla monopolleşme eğilimi gösteriyordu.
 
 
 
Pek çok kişi, internetin medya tekellerini yıkacağına, herkesin ilgi çekebileceğine, kendi başarı hikayesini yazabileceğine iman eder haldeydi ama görünün o ki bu tahmin de gerçekleşmedi. Gazete sahibi olan, televizyonları bulunan holdingler sahip oldukları markaları sanal ortama taşıyıp orada da büyüklüğünü devam ettirdi ya da “neyse parası verip” başarılı projeleri bünyesine katıverdi.
 
 
 
PARANIN GÜCÜ
 
 
 
Belki binlerce yıldır biliniyordu ama meslek olarak idealist anlamlar yüklenen, yasamaya,yürütmeye ve yargıya sınırları aştığını halk adına söyleyebileceği düşünülen, yarı tanrı-yarıkahraman “gazeteci” kimliğinin varolacağı teorik olarak iddia edilen “gazetecilik” belki de enhızlı itibar kaybeden, halkın ve gerçeğin bekçi köpekliğinden sermayenin bekçiliğine evrilenmeslek grubu haline geldi.
 
 
 
Köşe yazarı olmak için bilgi, birikim sahibi olmak için çırpınan, emek veren, alınteri döken “gazetecilerin” yerlerine nerden, neden, ne zaman ortaya çıktığı belli olmayan “medya çalışanları” konulmaya, birilerine saldırılması gerektiğinde hemen başka birilerinin bulunmaya başlanmasıyla, gidişatın kötü olduğunu söyleyenler elbet oldu. Fakat onlar da elbirliği içinde susturulduğunda çok da garip görünmedi kimseye doğrusu.
 
 
 
BETERIN DE BETERI VAR
 
 
 
Geleneksel gazetecilikten holding gazeteciliğine geçerken bile “varlık” tartışması yapan gazeteciler, holdinglerin elinde tam bir silaha dönüşen gazetemsileri, televizyoncukları görünce ve bir de kim karşılığını verirse onun için kin kusan gazeteci kırmalarını görünce çilelerinin yeni başladığını anlamalıydı.
 
 
 
Aslında iliştirilmiş gazeteci kavramını ilk keşfedenin gazeteciler değil de “ordu” ya da “egemenler” olduğunu gazetecilerin belki sadece rollerini oynadıklarını hatırlasak, kapitalizmin ulaştığı bu evrede zarar ediyor gibi görünse de medya organlarına neden sürekli yatırım yapıldığını da anlayabilirdik. Tüm bunları öngöremediği ya da engelleyemediği veya gidişata müdahale edemediği için büyüklerin daha büyüğü olan sermaye gruplarının emrine girdi medya araçları. Böylece halk için yola çıkan gazeteler ve gazeteciler “5. kol faaliyetlerine” yani kendi halkını içerden vuran, düşmana hizmet eden yapılara dönüştüler. Geriye kalansa herşeye rağmen doğrudan yana tavır takınmaya çalışan ve sürekli baskı altında tutulmaya çalışılan, cezalarla, tehditlerle, şantajlarla yok olması istenen bir kaç bağımsız yayındı.
 
 
 
ULUSAL KANAL
 
 
 
Neden parasını ödese de digitürk platformunda izlenemiyor diyorsanız cevap burda biraz da. Aydınlık Gazetesi neden bu kadar hedefte diye düşünüyorsanız gerekçeler gözünüzün önünde galiba. Tıpkı Köroğlu’nun filminde gözlerine mil çekilen vakur seyisin meydan okuyuşudur yaşananlar! “Yürü bre Bolu beyi, bu cenk çok yaman olacak!” haykırışıdır söylemeye çalıştığımız. Zaman değişmiştir şüphesiz ama taraflar asla değişmemiştir. Bir yanda ezenler ve onlara karşı insanlık onuru için meydan okuyan kahraman yiğitler! Dedik ya, bu cenk çok yaman olacak besbelli.
 
 
Gazi Koray Gürbüz
 
Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım