Bu haber 29 Haziran 2015, Pazartesi 09:41 tarihinde eklendi. 1262 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Albayrak-öcalan ve torpilli vekiller

Gazi Koray Gürbüz'ün Albayrak-öcalan ve torpilli vekiller başlıklı Yazsı.
Albayrak-öcalan ve torpilli vekiller

Türkiye garip ülke... Her yerde torpil, her yerde layık olmayan adamları önemli pozisyonlara yerleştirmece... Şimdi sorarım Recep Tayyip Erdoğan'ın damadının milletvekili olmasıyla Dilek Öcalan’ın milletvekili olması arasında ne fark var? Bu insanlar siyaset için hangi emeği verdiler? Birisi birisinin kan yoluyla yakını, diğeriyse damadı!

 

Bazıları o makama aday olmak için bir ömür boyu çalışır, bazılarıysa tepeden iner. İşte biz buna “lider sultası” diyoruz.

 

Terörist başı Apo, yeğeni Dilek Öcalan’ın mecliste yemin ettiği sahneyi gördüğünde, herhalde gözleri dolmuştur diye düşündüm! Kendisi ülkeyi bölmek istiyor ama yeğenini bölmek istediği devletin meclisine sokuyor.

 

Dilek Öcalan’ı dış görünüşüyle değerlendirecek kadar düşmeyeceğim. Ayrıca bizler moda yarışmalarının jürisi değiliz. Eleştiri yapacaksak fikirleri ve eylemleri eleştirmeliyiz.

 

DİLEK ÖCALAN’I ELEŞTİRMEYE HAKKIMIZ VAR

 

Çünkü Dilek Öcalan, bulunduğu yere tırnaklarıyla kazıyarak gelmemiş, temsil ettiği siyasi grup içerisinde sadece ve sadece soyadı sayesinde var olabilmiştir. Yalnızca 1 yıldır siyasetin içinde bulunan ve hiçbir temsil kabiliyeti bulunmayan birinin milletvekili adayı gösterilmesi ve meclise girmesi, torpilden başka ne ile ifade edilebilir? Kendisinin bu anlamda Berat Albayrak'tan ne farkı vardır?

 

 

Birinin yeğeni olmak ve belli çevrelerde önemli bulunan bir soyadına sahip olmak, milletvekilliği gibi önemli mevkilere gelmek için yeterli midir?

 

Dilek Öcalan meclise girmek için yıllarını verdiyse, halkın teveccühünü kazandıysa diyeceğim yok! Ama ne yaptı merak ediyorum? Neyi başardı da milletvekili adayı gösterildi ve şimdi de milletvekili oldu?

 

Yoksa Öcalan mı istedi? “Yeğenim de bu işin kaymağını yesin, o da Türk milletinin vergileriyle sefa sürsün” mü dedi?

 

Ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden 10.000 kişilik kadro istediği söylenen birisi neden yeğeninin milletvekili olmasını istemesin ki mi diyeceksiniz? Eğer öyleyse, bu durum Usame Bin Ladin'in New York belediyesinden 20.000 kadro istemesi kadar garip bir olay değil mi?

 

SORUN TEMSİL NOKTASINDA

 

Bu torpilli vekil, siyasi ortamda halkı nasıl temsil edecek? Geçen dönem AKP'den meclise giren ve hiç konuşmayan 12 milletvekilinden ne farkı olacak? Tartışmalarda yer alabilecek mi? Yoksa alaylı diye tabir ettiklerimizden olup zamanla mı pişecek? Ya da Öcalan soyadı sayesinde HDP Grup Başkanvekillerine ve Eşbaşkanlarına posta mı koyacak? Hepinizin ipi benim elimde mi diyecek?

 

HDP’YE OY VERENLERE DE ŞAŞIYORUM

Her yerde ezilmekten, haksızlıktan, adaletsizlikten, zulümden bahsedin, sonra da böyle torpilli vekillerin gelip sizlerin yerine sefa sürmesine sesinizi çıkarmayın! Siz asgari ücretle sürünün ama soyadı Öcalan diye 30’una varmamış bir torpillinin keyif çatmasına ortak olun! Siz mezarda emekli olmak için ömür çürütün, o da sırf Apo'nun yeğeni olduğu için sizin 17-18 katınız maaş alsın ve 2 yıl sonra emekli olsun. Hem de hayatı boyunca lüks içinde bir hayat sürsün!

 

Sizler aşağıda emek, sömürü diye konuşurken ağalarınız, beyleriniz sizin yerinize bal-kaymak yiyor. Sizler de oy vererek onların saltanatına omuz veriyorsunuz.

 

Bu tür torpillere, kıyaklara göz yumduktan sonra kimse çıkıp da “Ama her partide böyle şeyler oluyor” diye konuşmasın. Madem her partide oluyor o zaman niye HDP’nin “yepyeni bir düzen” kuracağını söylüyorsunuz ki? Madem her partide var diyeceksiniz o zaman niye bu kadar geyik yapıyorsunuz ki?

 

Ama görünen o ki amaç başka. Öcalan’lardan biri TBMM'ne girdi. Sıra büyük baş Öcalan'ın meclise girmesinde. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra! Önce küçük Öcalan, sonra İmralı'daki Öcalan… Bütün hesap bunun üzerine.

 

“TÜRKÇE BİLMEYEN BİR MİLLETVEKİLİ”

 

Aslında alenen küfrediyorlar herkese! Türkiye Büyük millet Meclisi’nin işlevsiz olduğunu, gereksiz olduğunu, hiçbir işe yaramadığını söylemek istiyorlar. Aksi olsa “Türkçe” bilmeden Meclis çalışmalarına nasıl katkı sağlanacağını da açıklarlardı hepimize! Ama dertleri o değil. Ne de olsa el kaldırıp indirecekler orada. Kim ne demiş, niye demiş umurlarında mı?

 

Bir büyük parti başkanı emrediyor milletvekili listeleri hazırlanıyor, öbür genel başkan buyuruyor, birileri meclise giriyor… HDP geri kalır mı? Terörist Öcalan liste veriyor, Kandil’deki kodamanlar talimat veriyor ve birileri torpille milletvekili oluyor.

 

MESELE BALLI, TORPİLLİ MAKAMLAR

 

Yani sizin anlayacağınız, mesele ballı, torpilli makamlar olunca damatlarla yeğenler hep aynı yerde buluşuyor. İdeolojiler, idealler, hayaller fakir fukaraya pay edilirken, ballı emeklilikler, lüks arabalar seçkinlere layık görülüyor. Fakir Kürt gençlerinin ellerine silah tutuşturulup dağa gönderiliyor ama zengin Kürtlerin çocukları ya Meclis’e kapağı atıyor ya da kaçakçılık paralarıyla Amerikalarda âlemlere akıyor.

 

Fakir Müslümanların fakir çocukları yaz günü, Temmuz’da güneşin altında oruç tutarken zengin Müslümanların zengin çocukları klimalı odalarda kayınpederlerinin armağan(!) ettiği koltuklarda oturuyor.

 

Ey dünya sen nelere kadirsin! Ey adalet sen ne vicdansız bir zalimsin!

 

Unutmadan bir çift sözü de Türk milletine söyleyeyim. Ey milletim! Ey güzel insanlar!

 

“(…) Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer

ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak

kabahat senin,

demeğe de dilim varmıyor ama

kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”

(Nazım Hikmet, 1947)

 

Ve canım kardeşim! Sen müsaade ettiğin sürece bu gidişe, bil ki teröristler de çıkar, bil ki onlar gelip tepene de çıkar. Sen müsaade edersen oğullar, yeğenler, kızlar, torunlar… Kısaca yedi sülale, binlerce adam ve kadın… Hepsi bir olur, senin emeğini, alın terini çalarlar.

 

Buna müsaade etme artık canım kardeşim!

 

 

NOT:

Değerli okuyucularım “Gazilerin Sesi ve Halkın Nefesi” Köşemiz ile Ulusal Kanalda Yayınlanan “Ses ve Nefes” Programıza, Yaz dönemi nedeni Eylül ayına kadar ara verilmiştir.

Yeni yayın döneminde buluşmak dileğiyle.

29.06.2015 AYDINLIK GAZETESİ

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım