Bu haber 25 Haziran 2015, Perşembe 11:20 tarihinde eklendi. 1491 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ne Mutlu Türk'üm Diyene !

Değerli Şehit aileleri, Gazi arkadaşlarım ve Gazi haber okuyucuları öncelikle saygılarımı sunarım.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene !
Sosyal paylaşım sitesinde bu hafta sonu güzel bir hikaye dikkatimi çekti.  İnanır mısınız  onlarca kez okudum ve her seferinde duygulandım gözyaşlarıma hakim olamadım. Bende siz değerli Gazihaber  okuyucularına bu yaşanmış gerçek hikayeyi paylaşmak istedim.

 

          Arşivimde sakladığım ve  bakarken öfke duyduğum,  İngilizlerin İstanbul’u işgal altındaki resmini, bu hikayeye ekledim ve fecebook sayfamda paylaştım.  Bu hoşlanmadığım resim hikayenin anlatımını daha da güçlendirdi. Şükürler olsun ki 4 günde paylaşımım 10 bin’lere ulaşmak üzere.  Hedefim de paylaşımım 100 Binlere ulaşmak. Sizlerin sayesinde de  ulaşacağıma inanıyorum.

 

(Tıkla PAYLAŞ )

 

 

İşgal döneminde çekilen  aşağıdaki fotoğrafa lütfen dikkatli bakın.  İstiklal caddesindeki bayrağa dikkat edin ve Atatürk ne yapmış ki diye konuşan cahil cühela varsa; ( var olduğunu düşünüyorum)  bu resmi gösterin ve paylaşın…

Şimdi sizlere gerçek yaşanmış hikayeyi sunuyorum.

     ANKARA TRENİ

Bir hanımefendi diyor ki; 1919 yılı idi. İstanbul baştan aşağı İngilizlerin işgali altındaydı. Liseyi yeni bitirmiştim.

Güzel bir kızdım.

Dünür gelmeye başladılar.

Biri avukatmış.

Gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı, beğendim.

Nişanlandık.

Nişanlımı seviyordum.

Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum.

Ama çok geçmedi ki mahallede bir dedikodu yayıldı.

(Ayşe'nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş) dediler.

Alt üst oldum.

Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu…

Yıkıldım.

Nişanı atıp, ayrıldık.

Aradan 5 yıl geçti.

Evlenmiştim,

Bir de çocuğum olmuştu.

1924 yılıydı.

Artık ülkemiz özgürdü.

Bir gün Beyoğlu'nda rastladım ona.

Oğlum yanımdaydı.

Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi.

Saygı göstererek durdu önümde.

Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim, dedi.

Olur, dedim.

Bir büroya girdik.

Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu.

İçerde yardımcıları çalışıyordu.

Siz gerçekten avukat mısınız, dedim.

Evet, dedi.

Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz, diye sordum.

Durdu, başı öne eğildi.

Beni affedin, dedi.

İstanbul işgal altındaydı,

Her taraf İngiliz askeri kaynıyordu.

Her şeyi didik didik arıyorlardı.

Biz de Anadoluya , Milli kuvvetlere ancak, cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk.

Bu ülke için hayati bir işti.

Bunu size bile söyleyemezdim...

 

 

BU VATANI CANLARINI VE AŞKLARINI FEDA EDEBİLENLERE BORÇLUYUZ.””

‘’’’N E  M U T L U  T Ü R K’ Ü M  D İ Y E N E ‘’’

Saygılarımla arz ederim.  

 

Güneydoğu Gazisi Tarkan YILGÜN

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım