Bu haber 24 Haziran 2015, Çarşamba 21:50 tarihinde eklendi. 1173 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kıbrıs Türktür...

Gazi Ümit Kaplan Yazdı...
Kıbrıs Türktür...

1878’de Osmanlı’nın, Berlin Antlaşmasıyla İngiltere’ye kiraladığı Kıbrıs, son on yılda dış politika alanında sergilenen teslimiyetçi tavırlar ve milli çıkarlardan taviz veren politikalar nedeniyle  Türkiye için çok sorunlu bir noktaya doğru gitmektedir.

 

2000’li yılların başına kadar Türkiye adada “taksim” yani adanın Yunanistan ve Türkiye arasında paylaşılması tezini savunurken, AKP hükümetinin kurulmasıyla beraber Kıbrıs  politikasında da büyük değişiklikler olmuştur.   

Nitekim  AB, Türkiye’ye Kıbrıs sorunun çözülmesini öncelikli üyelik şartı olarak koymuş ve Türkiye de buna imza atmıştır. Bu durumu Papandreau “Türk boğasını boynuzundan yakaladık” diyerek özetlemiş ve Yunan-Rum ittifakının asıl niyetini de ortaya koymuştur.

 

Annan Planı ile Rum-Yunan Planı Aynı

 

Daha sonra ortaya atılan Kofi Annan planı; Rum-Yunan ikilisinin Kıbrıs meselesini AB üzerinden halletme stratejisi ile paralellik arz etmektedir. Hatta Klerides ve Denktaş’ın üçüncü tur görüşmelerinde Rum kesiminin teklifi ile Annan Planı’nın teklifi hemen hemen aynıdır dedi. (Kim dedi?????) 

 

Annan Planında Mülkiyet Düzenlemesi;

 

Taşınmaz mallar, malların tasarrufunu kaybeden mal sahiplerine iade edilecektir. Toprak değişiminin olmadığı bölgelerde Rumlara ait  taşınmazların 20 Temmuz 1974 tarihindeki değerinin kıyaslanabilir gayri menkul değerlerin artışını yansıtacak şekilde ayarlanması baz alınmak suretiyle tazmini istenmektedir. 

 

Annan Planında Borçlar;

 

Annan Planında kurulacak ortak devlet, ödemekle yükümlü olduğu borçlar hariç diğer borçların sorumluluğunu üstlenmektedir. Ancak bu maddede  KKTC'nin Türkiye’den aldığı borçlar kapsam dışı bırakılmıştır.  Yani Kıbrıs Türk toplumu, Rum Kesimi’nin borçlarını üstlenerek mali sorumluluk altına girmiş olacaktır. 

 

Annan Planında Göç ve Vatandaşlık;

 

Annan Planına göre bir diğer madde ise göç ve vatandaşlık işleri ile ilgili bir mekanizma kurulması ve adaya barış harekâtı sonrası Türkiye’den giden Türklerin Kıbrıs’tan ayrılması için özendirici tedbirler devreye sokulması istenmektedir. Örneğin Kıbrıs’ta en az 5 yıl yaşayan ancak daimi ikamet almayan şahısların ülkelerine geri dönüşleri için 10 bin Euro maddi yardım verilmesi teklif edilmektedir. 

 

Annan Planında Türk Askerinin Durumu;

 

Annan planında kabul edilemez bir diğer unsur ise Türkiye'nin garantörlüğü ve adadaki askeri varlığına ilişkin düzenlemelerdir. Adadaki Türk askerlerinin sayısı 2500-7500 arasındaki bir askeri birlikle sınırlandırılmaktadır. Ayrıca bu birliklerin teşkilat yapıları, silah ve teçhizatları da azaltılmaktadır.

 

Askeri Sevkiyat 3 araçla sınırlandırıldı:

 

Birliklerin tüm kara, hava ve deniz sevkiyatının zaman, yer ve amacını Yunan tarafına 14 gün önceden bildirme yükümlülüğü ortaya konuşmuştur. Ayrıca birlik sevkiyatı üç askeri taşıt olarak tanımlanmaktadır. Bu durum Türk askerinin adadan atılması anlamına gelmektedir ancak adadaki İngilizlere ait olan iki askeri üsle ilgili olarak hiç bir şekilde sınırlama getirilmemektedir. 

 

Karpaz ve Güzelyurt:

 

Türkiye'nin güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip olan Karpaz ve Güzelyurt bölgesinin sadece Türkiye açısından değil, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve bu devletlerle ilişkili diğer devletler açısından da çok önemli bir coğrafya olduğu hatırda tutulmalıdır. 

 

Annan Planı’nda durum Türkiye ve Yunanistan arasındaki dengeyi süreç içerisinde Yunanistan lehine bozacaktır.

 

Sivil Toplum – Medya ve Kıbrıs meselesi

 

Annan planı tartışmalarında medya “Ya kabul et ya da reddet!” diyerek propaganda çarkını devreye soktu. Haber kanalları ve belli gazeteciler adadan yaptıkları canlı yayınlarda hem Kıbrıs Türk halkını hem de Türk kamuoyunu yönlendirecek haberler yapıp Rauf Denktaş’ı “sorunun tek kaynağı” olarak gösterdi. Basın tarafından Kıbrıs, Türkiye için bir yük olarak takdim edildi. 

 

Örneğin; KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Annan’a planın bir müzakere zemini olamayacağını beyan etmesi üzerine, Radikal Gazetesi konuyla ilgili olarak “Denktaş dansa başladı” şeklinde itici bir manşet atmıştı. 

 

Müzakere Sürecinde Türkiye'nin Kıbrıs Politikası Ne Olmalı?

 

Öncelikle Türkiye, BM’ne ve AB yönetimine Annan planının adil bir çözüm önerisi olmadığını açık bir şekilde belirtmelidir.

 

Ayrıca adada geniş bir alanı işgal eden İngiliz askeri üslerinin durumunun dikkate alınmaması BM’nin tarafsızlığına gölge düşürmektedir.

 

Oysa yeni küresel jeopolitik konum açısından bakıldığında, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’in en önemli noktalarından biri olduğu görülecektir. Bununla birlikte İskenderun Körfezine doğru uzanan Karpaz yarım adasının Türk tarafına bırakılmak istenmemesi Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit etmektedir.

 

Ortadoğu’da Süveyş Kanalından itibaren bütün Doğu Akdeniz’in kilidi konumundaki Kıbrıs'ın konumu bölgedeki güç dengelerini değiştirecektir.

 

1.KUTU 

 

Annan Planına karşı gelen Rauf Denktaş hain ilan edildi!

 

Annan Planına karşı gelen Rauf Denktaş, Türkiye’ de bazı çevreler tarafından bilinçli olarak yıpratılmıştır. Ayrıca AKP yönetiminin de aynı tavrı sergilemesi dikkat çekicidir. Karen Fogg’un “Kıbrıslı Türkler sokaklara dökülerek Denktaş’tan ve Türkiye’den kurtulmalıdır” sözleri unutulmamalıdır. 

 

AKP iktidarı Annan Planını sorgulamak yerine, kameralar önünde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toprakları üzerinde Rauf Denktaş’ı çözümsüzlüğün tek adresi olarak göstermiştir. 

 

 

2.KUTU 

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan Annan Planına Destek:

 

Rum tarafının da seçilmesine sevindiği KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, varlığının sebebinin “Şehitlerimizin Kanı” olduğunu unutarak, Türkiye hakkında “Biz hep yavru mu kalalım?” sözleriyle dikkat çekmiştir. Akıncı bu sözlerini söylerken sanki 1974 yılında soykırım tehlikesiyle karşı karşıya olan Kıbrıslı Türkleri Rumlar gelip kurtarmış gibi davranmaktadır.  Seçilir seçilmez “yavru vatan, ana vatan” tartışması açan Sayın Cumhurbaşkanı’nın derdi; büyümek ya da ayakları üzerinde durmak değildir. Tam aksine o, ayakları üzerinde duran KKTC’yi Rumların önünde diz çöktürmek istemektedir. Onun “yavru vatan” olmaktan mutsuz olmasının sebebi de budur. Yavru Vatan metaforuna takılan Sayın Akıncı’nın koşa koşa gittiği ABD’de Annan Planını yeniden gündeme getirmesi kendisinin hayata nerden baktığının göstergesidir. Ancak bilinmelidir ki, Kıbrıs’ın her karışında Türk askerinin ve kahraman Kıbrıslı Mücahitlerin kanı ve alın teri vardır. 1974 Barış Harekâtı’ndan önce yaşananlar unutturulmak istense de gerçek o günden beri tarihin derinlğinden bizlere seslenmektedir: “Kıbrıs, Türk’tür; Türk Kalacak!” 

 

 

Yazdır Paylaş
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım