Bu haber 24 Haziran 2015, Çarşamba 21:37 tarihinde eklendi. 1237 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İddialar ve İşbirlikçiler

Düşman, saldırmadan önce ciddi bir hazırlık yapar. Önce kendi imkan kabiliyetlerini ve güçlü yanlarını göz önüne alarak, hasmının zayıflıklarını ve hassasiyetlerini tespit eder. En hassas veya zayıf noktayı bulup, saldırıyı nasıl yapacağını planlar. Saldırının senaryolarını, evrelerini ve her evrede yapılacakları ortaya koyar. Bir diğer deyişle, kazanmak için tüm tedbirleri alıp, ona göre düzenlemeler yapar.
İddialar ve İşbirlikçiler
 
Bu durumu sadece silahlı kuvvetlere özgüymüş gibi düşünmeyin. Hedef ülkeyi yıkmak için yapılan her tür eylemin harekat tarzı da hemen hemen aynıdır. Örneğin, Türk toplumunu parçalamak için, önce bizim hassas olduğumuz konular tespit edilir. Yapılan tespite göre bilgiler, belgeler, tanıklıklar, anılar, filmler, şarkılar, hikayeler bulunur. Hazırda yoksa yalana bilimsellik katmak için tüm bunlar sipariş edilir, işbirlikçi bilim adamları(!) ve popüler figürler kullanılır.
 
UYGUN KOŞULLAR OLUŞTUĞUNDA KAMPANYALARINI BAŞLATIRLAR
Her şey “tartışalım, her şey tartışılabilir” tezahüratları arasında gündeme taşınmaya başlanır. Yanılıp da herhangi özel bir hazırlığınız yokken ileri sürülen tezler üzerine tartışmaya girdiyseniz geçmiş olsun! Rakibin oyun sahasında ve onun kurallarıyla oynayacağınız bir oyuna girdiniz demektir.  Saldırılar insafsız bir biçimde üstünüze gelir, hazırlıksız olduğunuz için her dalgada biraz daha haksız duruma düşürülürsünüz. O kadar hızlı ve yoğun olur ki saldırılar, geride sadece her şeye “hayır” demek zorunda kalan siz ve sözde bilimle, belgeyle, gerçekle istediğini alan rakipleriniz kalır.
 
Onlar yalan söylemeye hazırlıklı oldukları için sen hazırlıksız gerçekleri savunamazsın. İzleyiciler bile rakiplerinin haklı olduğunu düşünmeye başlar çünkü onların ellerinde uyduruk da olsa salladıkları kağıtlar, şahit gösterdikleri yabancı adamlar vardır! Senin elindeyse makyajsız gerçekler… Gerçek sende olsa da iyi paketlenmiş yalanların karşısında geri adım atarlar,  hiç bir özel hazırlık yapmadıysan halkı da kendilerine inandırırlar.
 
ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARIDA BUNLARDAN BİRİ
Ermeniler ve yandaşları, SOYKIRIM tezini çok uzun sürede, çok titiz biçimde hazırladılar. Bizler daha doğru dürüst bir kitap bile yazmamışken konuya dair onlar, yıllar boyunca kitaplar, filmler, tezler, lobiler, yandaşlar hazırladılar. İnternet çıktıktan sonra bile değişmedi durum. Her bir Türk tezini savunan web sitesine karşı binlercesiyle karşılık verdiler. Sonra SOYKIRIM iddialarını SÖZ ve EYLEM’le desteklemeye başladılar.
 
Mesele algıları yönetmek olunca gerçeği kimse önemsemedi elbette. Önemli olan dikkat çekmekti. Önemli olan tartışmak değil onların söylediğini kabul etmekti. Bu yüzden çok ses getirecek adamların peşine düştüler. “Türkler 1,5 milyon Ermeni’yi, 30 bin Kürdü, sayısız Süryaniyi, Rumu öldürdü!" açıklamaları arka arkaya gelmeye başladı.
 
Tabi ki bu sözlerin karşılığında bol bol ödül almayı da ihmal etmediler.
 
Türkiye’den biri çıkıp “Soykırım var!” deyince büyük alkış koptu her yerde. “Hayır! Biz vatan savunduk. Biz soykırımcı değiliz!” diyenlerse geri kafalı, İttihatçı,  cahil, statükocu, ırkçı… diye yaftalandı. Malum, zaman; Türk’e küfretme zamanıydı! Kim Türk’e küfrederse ona aydın dediler. Her kim Türk’ün yanında yer aldıysa akbaba gibi saldırıp yok etmek istediler.
 
Diyelim ki inat ettiniz ve belgelerle Ermeni yalanlarını ispat ettiniz. Merak etmeyin! Kendi içinizdeki yerli işbirlikçiler hemen devreye girerler.
ERMENİLERLE  AYNI DİLİ KULLANIYORLAR
Örneğin Mehmet Perinçek, Sovyet belgelerine dayanarak soykırım iddialarını çürüten bir kitap yazdıysa onu içeri tıkmak için fırsat kolladılar. Ve hemen aynı zamanlarda internette  (www.ozurdiliyoruz.com) diye bir site açıp operasyonlarına devam ettiler.
 
Bakın ne demişler özürcüler: “1915'te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı Büyük Felakete duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”
 
Diğer yandan bu bildiriye imza atanların bazıları; "Özür dileyin, onlar da sizi affetsinler, bu iş bitsin" gibi sözleri çekinmeden söylemeye yani bir de utanmadan bizlere akıl öğretmeye soyundular.
 
“İyi ama metinde soykırım lafı bile geçmiyor!” diyenler olacaktır. Fakat zaten Ermeniler 1915 olayları için“MEDZ YEĞERN” (Büyük Felaket) diyorlar.
TESADÜF DEĞİL
Hatta ABD Başkanı Obama 1915 olayları ile ilgili bu kelimeyi kullanarak,  hem Ermenileri, hem de Türkleri tatmin etmektedir. Bu şekilde Ermenilere göre soykırım ile aynı manaya gelen bir kavram kullanılırken, bizim basın farklı bir şey gibi yansıtıp mutlu olur.
Gündemdeki olaylar, yazılar dikkatle izlenirse aynı anda dünyanın her bölgesinde, sanki düğmeye basılmış gibi yazılar yazıldığını, kararlar alındığını görürsünüz. Bu açıklamalar tesadüf değildir. Çünkü bunu sahneye koyan yönetmen herkesin görevini ve konuşacağı zamanı önceden belirlemiştir.

Emperyalizmin oyunlarına şaşırmasak da emperyalizme uşak olmak için bu kadar hevesli işbirlikçinin olması hala üzer bizleri. Herhalde bu toprakların kaderinde bu var. HEM KAHRAMAN YETİŞTİRİR HEM DE HAİN BÜYÜTÜR BU TOPRAKLAR!

 

 

Gazi Koray Gürbüz

 

 

 

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım