Bu haber 11 Haziran 2015, Perşembe 08:54 tarihinde eklendi. 1507 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SGK'dan Gaziye Protez Parasının Yarısını Öde Baskısı

Gazi Osman Tekeş'e SGK'da protez bedelinin yarısını ödeyceğine dair zorla kağıt imzalatmaya kalkmışlar.
SGK'dan Gaziye Protez Parasının Yarısını Öde Baskısı
Haber: Gazi Koray GÜRBÜZ

 

“LOKUM Osman”

Afyon, Bolvadin, Dişli kasabası doğumlu, 46 yaşında. 1991 yılında mayına bastı. Sol ayağını ve sağ gözünü kaybetti. Sol gözü de sadece %5 görüyor. Ayağı için protez yaptırdı ve bununla ilgili olarak 2015 yılında SGK’na 4800 TL fatura kesildi. Kanunda protez olarak görülmediği için ödemeyiz derler. Daha sonra da ürün kodunun değiştirilmesi söylenir. Tekrar değiştirilerek Afyon SGK’na gönderilir. Oradaki görevli Gazi Osman’ın eline kağıt kalem vererek “Yarı parasını kendim, yarı parasını devlet ödeyecek” diye imza attırmak ister. Atmayınca dövmeye kalkarlar.

 

Öncelikle Sana herkes neden Lokum diyor?

Ben Afyonlu olduğum için. Afyon’un da kaymağı ve lokumu meşhur,  ben de Ankara’ya ne zaman gelsem hastanede yatan Gazi arkadaşlarıma lokum getiririm. Arkadaşlarım da beni gördüklerinde “Lokum geldi!” derler. İsmim oradan “Lokum” kaldı.

Bize biraz kendini, aileni tanıtır mısın?

Beş kardeşiz. İki oğlan üç kız. Hepsi evli. Babam bir ilkokulda hizmetliydi; 2002’de vefat etti. Annem ev hanımı. Şu anda rahatsız, beyin felci geçirdi

Ailemin ekonomik durumu zayıftı. Babam beş çocuğa bakıyordu. Memur aylığı yetmiyordu. Bu yüzden ekstradan çiftçilik yapıyordu. Kendi tarlalarımızı ortağa veriyorduk. Zaten fazla tarlamız yoktu. Gübresiydi falan derken para kalmıyordu.

 

Kasabanızda okul var mıydı?

İlkokula kadar kasabada büyüdüm. Eskiden köydü, şimdi kasaba oldu. İlkokulu, ortaokulu orada okudum. Ortaokul birinci sınıfa başlar başlamaz hastalandım. Ciğerlerde su toplanmış. Bir ay Afyon Devlet Hastanesi’nde yattım. Oradan Ankara Numune Hastanesi’ne sevk edildim, iki ay da orada yattım. Bu yüzden ilk dönem 12 dersin 11’i zayıf gelmişti. İkinci dönem 11 zayıfı bir zayıfa düşürdüm ama okulu bıraktım.

Okulu bırakınca çalıştın mı?

Bolvadin’e çıraklık eğitim merkezine gittim. Kaynakçılık öğrendim orada. Okul bitince amelelik yaptım, inşaat işçiliği yaptım, tarlada çalışmaya gittim. Kazandığım parayı aileme veriyordum. Askere gidene kadar böyle geçti.

 

Kasabada askere gidenlere tören yapılır mı?

Kasabamızda askere gidenler için esnaflar dolaşılarak para, içecek birşeyler, çikolata gibi hediyeler toplanır. Sonra belediyenin tesislerinde eğlence yapılır. Toplanan hediyeler kura çekilerek dağıtılır. Benim dönemimde 70 kişi askere gittik ve bize de bu eğlence yapıldı.

Bu bizim bölgenin adetidir. Her askere giden için bu yapılır. Şu anda bende ses ve ışık sistemi var her askere gidene ücretsiz veririrm.

 

Hangi yıl asker oldun?

1991 yılında acemi birliğim Diyarbakır, Silvan 10. Jandarma Eğitim Alayı’ydı. Acemi birliğinde 3 ay eğitim gördük. Orada atış, intikal, pusu gibi eğitimler aldık. Hergün beş kilometre tam teçhizat koşardık.

 

5 km’yi kaç dakikada koşardın?

Bölük komutanı taburlar arasında flama yarışı yapmıştı. Yarışa girdik. 5 kilometreyi tam teçhizatlı 25 dakikada bitirmemiz gerekirken, biz 23 dakikada bitirmiştik. Tabur flamasını biz kazandık. Flamayı almıştık ama ödül olarak da fazladan eğitim aldık. Bunu hiç unutamam.

 

Komutanlarınızla aranız nasıldı?

Askerliğim boyunca bütün komutanlarım bize iyi davrandı. Kardeş, arkadaş gibiydiler. Eğitim çavuşları komutanlara göre daha sertti. Askerlerden biri yanlış bir şey yaptığı zaman hepimiz ceza alırdık.

 

Acemi birliği zor muydu?

Bizim için askerlik zor değildi. Mecbur zaten, yapacaksın. Dedelerimiz, büyüklerimiz on yıl askerlik yapmışlar. Onlara zor gelmemiş bize mi gelecek? Vatanı kurtarmak, korumak için 18 ay askerlik zor mu gelecek?

Usta birliğin neresiydi?

Usta birliğim Van, 120. Jandarma Sınır Alayı, 3. Tabur, 11. Bölük. Başkale sınırındaydı. Hudut nöbeti tutuyorduk. Erenler Karakolu ve Çamlık Karakolları’nda görev yaptım.

Sınır nöbetine iki kişi çıkardık. Mevzi kazar, orada nöbet tutardık. Ayrıca pusu ve arazi taramasına giderdik.

 

Başkale’yi Nasıl buldun?

Herkes kendi doğduğu memleketi sever. Hiç bilmediğim Başkale’ye gittiğimde ilk başta şaşırdım. Ne ağaç var, ne yeşil var. Kıraç bir bölge. Halkı askeri sevmiyordu. Çarşı iznine çıktığımızde esnafa bir şey sorduğunda ters tepki veriyorlardı.

Çamlık karakolunun ihtiyaçlarının bir kısmını Başkale’den karşılıyorduk. Orada şuna şahit oldum, esnaf bize gönderdiği malzeme listelerini bile Kürtçe yazıyordu. Çok şaşırmıştım.

Halk ne işle uğraşıyordu?

Halk genellikle hayvancılıkla uğraşıyordu. Bir kısmı da kaçakçılık yapıyordu. Sınıra çok yakın olduğu için kaçakçılık çok oluyordu. Sınıra yakın bütün köylerde kaçakçılık olurdu. Bakkallarda da kaçak yağ, mazot, sigara satılırdı. Kaçak mallar ucuz olduğu için rahatça satıyorlardı.

Yakalayabildiklerimizi yakalıyorduk. İran’dan, Irak’tan gelen çok mal yakaladık.

Kaçakcılığı katırlarlar mı yapıyorlar?

Erenler Karakolu’ndayken asteğmenimiz helikopter ile gelirken sınırda adam görmüş. Yakalayalım dedi. Kışın iki metre kar var. Yarım saatlik pusu yerine üç saatte vardık. Belli olmasın diye köyün içinden gitmedik. Köyün çevresinde dolanarak gittik. Pusu attık. Bir süre sonra önde üç çocuk ve arkasında sekiz at göründü. Dört tane atı da geride bırakmışlar. Yakalayıp karakola götürdük. Çocukların  yaşını duyunca çok şaşırdım. 10, 12 ve 13 yaşlarındaydılar. Yanlarında 4 yetişkin adam varmış, bizi görünce kaçmışlar.

 

Terör örgütü bölgede etkili miydi?

Bizim dönemimizde PKK terörü vardı. 1991 yılında Van, Başkale Tabur Merkezi’ni bastılar. O zaman eğitim görüyorduk orada. Koruma için üst bölgesine çıkan time baskın yapmışlardı.

Çevremizdeki karakollar da basılıyordu. Koru, Esenyamaç, Yeşilbulak, Sualtı, Alev karakolları basılmıştı.

 

Köylülerin PKK terör örgütüne karşı tutumu nasıldı?

Köylüler PKK terör örgütünü sevmezlerdi fakat silah korkusundan desteklemek zorunda kalıyorlardı. En ufak bir şeyi çok büyütüyorlardı.

Bir gün Erenler Köyü’ne gitmiştik. Köyün dışında bir köpek bize saldırdı, bir arkadaşımızın ayağını ısırdı, silahın dipçiğiyle vurmak zorunda kalmıştık. Ertesi gün köylüler karakola giderek “Köpeğimizi askerler vurdu” diye karakol komutanına şikayet etmişler. Biz durumu anlatsak da bu köpek yüzünden, köylüyle asker arasında sorun çıkmasın diye bizi Çamlık Karakolu’na göndermişlerdi. Biz Çamlık Karakolu’na geçtikten sonra, köylülerin bizi şikayet ettiği Erenler Karakolu basılmıştı. Takviye gelmesin diye yola da mayın döşemişlerdi.

 

Mayınlama çok oluyor muydu?

Çatışmaya girmekten çok, mayına basmaktan korkuyorduk. Arazide yürürken taşlara basarak ya da bir öndeki arkadaşımızı takip ederek ilerliyorduk.

Bir gün bir yere pusu faaliyeti için gittik. Bulunduğumuz tepenin yanında 2 çoban ve bir koyun sürüsü gördük. Koyun sesleri sabaha kadar sürmüştü. Ertesi gün koyunların bulunduğu tepeden geçerken, bir arkadaşımızın “Mayın!” demesi üzerine durduk. Tim komutanımız kimse yerinden kımıldamasın dedi. Kımıldamadan 5-6 saat öylece durduk. Takviye için gelen birlik bulunduğumuz tepede 52 mayın çıkardı.

 

Mayınları çoban mı döşemiş ?

Mayınların bulunduğu tepede koyun sürüsü 1 gece kalmış ve mayına basmamışlardı. Muhtemelen çobanlar mayını döşemiş diye düşündük. Çobanı aradık ama bulamadık.

Ertesi gün  İran sınırından iki adam ve 6 katırı sınırı geçerken gördük. Çok uzakta idi. Kaçakçı mı, PKK’lı mı anlayamadık. Hemen karakola haber verdik. Yaklaştığımızda sadece 2 tane katır görebildik. Katırların yanına kaçakçı mı, PKK’lı mı diye bakmaya gittik. Kimse yoktu. Yer yarıldı içine girdiler sanki. Geri dönerken bir keçi sesi duyduk. Aradık.  Bir keçi gece bir çukura düşmüş. Çukura girip onu çıkarttım. Keçiyi tutup arkadaşlarımın yanına gitmek için biri iki adım attım… Mayına bastım. Ben bir yana, keçi bir yana, bacağım bir yana uçtu. Bacağım parçalandı. Sol bacağım yoktu. Sağ bacağım paramparça olmuştu. Yüzüm de yanıyordu.

Karakol komutanı yanıma geldi. Komutanım telsizden durumumu bildirmeye çalışıyordu. Telsiz cızırtılı çekiyordu. Komutan telsiz pili olan var mı diye sordu. Bende var dedim. Taktı pili. Kan grubumu sordu, verdim. Araç istedi. Başkale’ye giderken, köy yolunda arabamızın gaz yayı koptu. On dakika falan yayın takılmasıyla uğraşıldı. Orada çok susadım, bir bezi ıslatıp dudaklarımı nemlendirdiler.

Çamlık karakoluna geldiğimizde ambulans vardı. Doktor geldi. Ayaklarıma turnike yaptı. O sırada helikopter sesi duyuldu. Helikopterle Van’a gittik. O gün de Ankara’ya kargo uçağı varmış. Tabur komutanı hemen havaalanını aradı. Uçağın kalkmasını engelledi acil hasta var diye. Direk GATA’ya geldim. Ameliyatı GATA’da oldum. Hastaneye gelince benden telefon numarası aldılar. Serum takıldı, kan takıldı. Bir saat içinde ameliyata alındım. Sabaha kadar ameliyatta kaldım. Ayaklarıma ve gözlerime operasyonlar yapıldı.

 

Ailene haber verildi mi?

Bir acıyla uyandım, gözlerim hiç görmüyor. Bütün vücudum mumya gibi sarılmış. Sadece dudaklarım açık.

Jandarma aileme haber vermiş. Annem, babam ve dayım gelmişler. Dayımı sesinden tanıdım, “Sen mi geldin” dedim. “Annenle baban da burada” dedi. “Babam gelsin de annem gelmesin” dedim. Çünkü gözlerim kapalı ama sesleri duyuyorum, yanımda yatan başka hastalar da var. Annem üzülür, ağlar arkadaşların morali bozulur diye çağırmadım annemi. Anneme üç ay kendimi göstermedim. Beni o halde görsün istemedim. Telefonla konuşuyordum sadece. Üç ay sonra “ağlamayacaksan gel” dedim. Üzülmesini istemiyordum. Üç aydan sonra devamlı ziyaretime geldi. Üç ay gözlerim sargılı olarak toplam altı ay yattım. Altı ay boyunca ameliyatlar oldum, tedavi gördüm.

Ziyaretine başka gelen oldu mu?

Hastanede ziyaretime gelip giden çok oldu fakat Eşref Bitlis, Doğan Güreş’i hatırlıyorum.

Hatta Eşref Bitlis bayramın ilk günü gelmişti, bayramlaşmıştık.

Hastanede çok yattın mı?

Gözümde, kafamda, yüzümde yarıklar vardı. Ayaklarım parçalanmıştı. Ortopedi kliniğinde 6 ay yattım. Taburcu olacaktım hocalarımız, bir de göz bölümünün görmesini istedi; bir hafta da orada yattım. Sonra hava değişimine gittim.

Çok Ameliyet oldun mu?

Şimdiye kadar küçük operasyonlar hariç 18 ameliyat oldum.

Sol ayağım şu an ampute. Sağ ayağımda parçalı kırık var. Sağ gözüm yok, sol gözümden dört defa ameliyat oldum. Sol gözüm %5 görüyor. İlk başta yüzde on görüyordu. Kornea tabakası yırtılmış. Tedavim devam ediyordu. Sonradan yüzde beşe düştü.

 

Gözünle ilgili bir iyileşme umudu var mı?

2010 yılında protez ayak yaptırmaya Ankara’ya geldim. O sırada göz muayenesi de yaptırdım. Katarakt için ameliyata gün verdiler. Biraz açılacaktı gözüm. Sevindim, heyecanlandım. Heyecandan şeker yükselmesi olmuş bende. Şekerim 390’a çıkmış. Doktora tahlilleri gösterdim. İki defa tahlil yaptırdılar. Şekerim yüksek çıkınca ameliyat olamadım.

 

Dişlerin neden döküldü?

Patlamadan dolayı dişlerim de zarar gördü, parçalandı. Bir de o kadar narkoz yiyince altı dişim kaldı.

 

Gazi olduktan sonra çalıştın mı?

Gazi olduktan sonra ilk dönemler çalışamadım. Evle kahve arasında gidip geldim. Arkadaşlarımla birlikte olurdum. Daha sonra ses ve ışık sistemi aldım kendime. Düğünlerde, nişanlarda ses ve ışık sistemi kiralayıp kurmaya başladım. Halen o işe devam ediyorum. Oğlum var, tatillerde o da bana yardım ediyor. İşimi yaparken askerlerden para almıyorum. Asker uğurlamalarına parasız kiralama yapıyorum. 2003’ten beri bu işi yapıyorum. Babam bu tip işleri sevmezdi. O vefat ettikten sonra başladım. Daha önce on yıl boyunca hayvancılık, çiftçilik yaptım.

 

Evli misin?

1993 yılının Temmuz ayında evlendim. Görücü usulü evlendik.

Ben hastaneden çıkıp hava değişimine gittiğimde bir akrabamız “Bir kız var. Onu sana isteyelim.” dedi. Protezim takılmadığı için  hazır değilim dedim. Yürüyüp yürüyemeyeceğim bile belli değil. Nasip olursa olur, olmazsa olmaz dedim. Ama adam her geldiğinde söylerdi bunu. Annem sürekli bu konuyu açar ben de aynısını söylerdim.

Bizim orada dedikodu çoktur. Her şeyin dedikodusunu yaparlar. “Bu çocuğun gözü yok, bacağı yok! Nasıl evlenecek, nasıl ev geçindirecek?” diye dedikodu almış yürümüştü. 1993 Mayıs ayında ayağım takıldı. Temmuz ayında da evlendik.

 

Çok hızlı olmuş...

Bizim orda damadı kız istemeye götürmezler. Eşimle aynı mahalledeydik. Tanıyordum ama istemeye ben gitmedim. Heyecanlıydım da. Eşimin ismi Leyla. Giderken bile daha hazır değilim dedim ama gittiler istemeye. Sonuçta verdiler. Kayınpederimin yeğeni de evlenecekti aynı dönem. Kargaşalık çıkmasın diye 14 günün içinde evlendik.

Nasıl oldu? Eşinle hiç konuşmadın mı?

Leyla’yı ilk fotoğraf çekimine gittiğimizde gördüm. Ben en baştan durumumu anlattım. Geceleri karanlıkta zor gördüğümü anlattım. Ayağımın durumunu anlattım. Beni böyle kabul ediyorsan gel dedim. O da kabul etti. 

 

Çocuk var mı?

Allaha şükür çok mutluyum. 3 erkek 1 kız çocuğum var. Abdülkadir 1994, Hüdayi 1996, Nurten 1999, Muhammed Emin 2001 doğumlu.

 

1991 yılından beri Gazisin, devlet gazisine sahip çıkıyor mu?

2014 yılında protezimi yaptırmak için rapor çıkardım. Bu raporuma göre protezim yapıldı ve doktordan da uygun raporu aldıktan sonra evrakları hazırlayıp Sosyal Güvenlik Kurumu’na gönderdim.

Ben ödeme beklerken SGK, “protez ayak için ödeme yetkimiz yoktur” diyerek evraklarımı tekrar bana göndermiş. Hemen SGK’na gittim. Bana, yaptırdığım protezin karbon olduğunu bunu daha önceki kanuna göre ödediklerini fakat şimdiki kanuna göre ödeyemeyeceklerini, SUT kanununda belirtilen kodlamaya uymadığı söyleyip ödemediler.

 

Başka bir girişimin oldu mu?

2015 mart ayında tekrar SGK’yla görüştüm. Bana faturadaki kod numarasını değiştir öderiz dediler. Faturamı değiştirerek evrakları Afyon SGK’na verdim. Oradaki memur beni medikal ödemeler şefine götürdü. Şef bu ayağı ödeyemeyeceklerini söyledi. Daha önceden ödendiğini söyledim. Durumu baştan anlattım. Bana bir kağıt verdi, “yarı parasını kendim, yarı parasını devlet ödeyecek” diye imza atmamı istedi.

 

İmzaladın mı?

Zorla imzalatacaklardı ama kabul etmedim. Devlet ödemeli bunu. Ben Gaziyim! Boşa mı Gazi oldum? Babamın evinde mi yaralandım? Oradaki memur “Sen bizden iyi mi bileceksin!” diye bağırdı bana. Güvenliği çağırdı, şef ve güvenlik beni dövmeye kalkıştı. Yine de imza atmadım.

 

Protez çok pahalı olmalı?

Benim protezim 4800 lira. Gazilerin eskiden 20 bin Euroluk ayağı ödenirken şimdi 4800 liralık ayağı ödemiyorlar. Bir de televizyona çıkıp biz Şehit Ailelerine, Gazilere sahip çıkıyoruz diyorlar. Böyle mi sahip çıkıyorlar Gazilere?

 

Açılım ile ilgili ne düşünüyorsun?

Terör örgütünü muhatap almak çok yanlış. “Askerler neden sakat kalıyor, neden şehit oluyor?” Türkiye bölünmesin diye. Madem böleceklerdi Türkiye’yi neden askere çağırıyorlar? O zaman bölsünler, herkes kendi evinde otursun. Zaten PKK’nın amacı Türkiye’yi bölmek değil mi?

Terör örgütünün hapishanedeki liderine sekretarya kuruluyor. Adamın o kadar çok görüşme trafiği var ki sekreter tutuyorlar. Bunun masraflarını kim karşılıyor? Bizim ödediğimiz vergilerden ona harcanıyor. Günlük ne kadar masrafı vardır bilemiyorum!

Kürt çözümü diyorlar, PKK silah bıraksın diyorlar. Kırk yıldır silah bırakmayan PKK şimdi mi bırakacak? Akla mantığa sığmıyor. Türkiye’nin batısıyla doğusu birbiriyle kavgalı mı? Değil! Kürtler bizim kardeşimiz. Kürt çözümü diye insanları birbirine düşürüyorlar.

Madem PKK’yı temizleyecekler önce Meclis’teki PKK’yı temizlesinler. 

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım