Bu haber 25 Mayıs 2015, Pazartesi 11:28 tarihinde eklendi. 1156 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gazi'nin Protez İsyanı

Gazi Osman Kaptan babasını daha 6 yaşındayken feci bir kazada kaybetti. O kadar yoksullardı ki askere giderken kına bile yakılmadı direkt Sülün kağıdını alıp gitti. ŞIRNAK'ta bir bacağını kaybetti.
Gazi'nin Protez İsyanı
Gazi Koray Gürbüz'ün Gazi Osman Kaptan ile Röportajı;
 
Gazi Osman Kaptan
Denizli – Honaz ilçesi doğumlu, 
27 Haziran 1977
 
Bize biraz kendini, aileni tanıtır mısın?
 
Babamın briket tuğlalardan yaptığı tek göz bir gecekonduda yokluklar içinde büyüdüm. Benden büyük ağabeyim, bir yaş küçük kız kardeşim var. 
Babam aslen, İzmir Bornova doğumlu ama Annem’le evlenince Denizli Honaz'a yerleşmiş. 
Babam amele işleri yaparak ve başkalarının bahçelerinde yevmiye karşılığı bizi geçindiriyordu.
Ayrıca babamın bir eşeğimiz vardı onunla dağa oduna yada Ihlamur fidesi toplamaya giderdi. 
 
Baban odun toplamaya sık gider miydi?
 
Durumumuz çok kötü idi, bu yüzden babam para kazanmak için Dağda oduna çok giderdi. Genellikle okulumuzun hademesiyle birlikte dağa odun kesmeye giderlerdi. Bir de dağların uç noktalarında, yüksek yerlerde ıhlamur fideleri var, onları toplamaya çıkıyorlar. Bir gün babam dağda yaklaşık 1000 metre yükseklikten uçuruma düşerek hayatını kaybediyor. Biz o zamanlar küçüktük.
 
Yanında Arkadaşı yokmuydu?
 
Yanında Hademe arkadaşı varmış babamın olayını, ıhlamur fidesi için uç kısımda kadar yürüdüğünü ve ayağı kayarak düştüğünü söylemişti ancak biz buna inanmadık, kasıt olduğunu düşünüyoruz. Çünkü babam dağları çok iyi bilen birisiydi, nereye basacağınıza çok iyi bilirdi.
 
Fakat o zaman hem küçüktük hem de maddi bir imkanımız yoktu. Ne anne tarafından ne baba tarafında maddi durum iyi değildi. Arkasını arayamadık. Savcı yer tespiti yaptı. Soruşturma oldu ama olay bu şekilde kapandı. Ben altı yaşındaydım. 
 
Yaşın çok küçükmüş...
 
küçük olmamıza rağmen Babamla ilgili hatırladığım şeyler var. Mesela, paramız olmadığı için o gün ne kadar yevmiye aldıysa babam, kasaptan iki yüz gram, üç yüz gram et alıyordu. Alıp onu yiyorduk. 
 
Baban vefat ettiğinde Okula gidiyormuşsun?
 
Abim 2. Ben 1. Sınıftaydım. Babamla dağa çıkan hademeyi okulda görüyorduk. Babamızın o hizmetliyle dağa gittiğini biliyorduk. Bu yüzden okuldan soğuduk. Aralarımızda bir husumet yoktu. Fakat bizi de öldürür diye korkuyorduk. İlkokulu bitirdikten sonra okumadım. Bir tek kız kardeşim liseye kadar okudu. Ona da anneannem yanına alıp maddi olarak destek vererek okuttu.
 
Geçiminizi nasıl sağladınız?
 
Annem çok zor günler yaşadı. Annem bir başına bize hem babalık hemde analık yaptı. Üç çocuk vardı.
 
Kızkardeşimi annesinin yanına bıraktı. Çok ağır bir yük altında, bizim başımızda durdu. Hep birlikte tarlada çalışıyorduk. Ama küçük olduğumuz için çok yardım edemiyorduk.
 
Teyzemin üç beş dönüm bir arazisi vardı. Kendisi ilgilenemediği için biz ilgileniyorduk. İçinde meyve ağaçları vardı. Kirazları toplar pazarda satardı. Bir kısmına buğday, tere, roka, domates gibi şeyler eker, satardı. Ektiği buğdayı un yapar, kış için ekmek pişirirdi. O araziyle geçimimizi sağladık. 
 
Fitre paralarıyla bizi bir yaşa getirdi. Daha sonra bizde sanayide çalışarak hastalıklarımızla eve katkıda bulunduk. Çok zor bir hayatımız oldu. 
 
Akrabalarınızdan başka yardım eden olmadı mı?
 
Amca tarafım İzmir tarafındaydı. Anne tarafı da zaten kaç gün senin üç çocuğuna sahip çıksın. Onların da durumları çok iyi değildi. 
 
Akrabalarımızın tarlalarında çalıştığımız oldu, fakat onlarda para vermezdi, ancak bizi karın tokluğuna çalıştırırlardı. 
 
Ne kadar çalışırsan çalış emeğinin karşılığını alamazsın. O günü karın tokluğuna geçirirsin. Hayatımız öyle geçti. 
 
Çocukluğunda Unutamadığın bir anın varmı?
 
Hep yoklukla karşı karşıya geldik. Hiç böyle mutlu sevinçli bir olay hatırlamıyorum. Ayakkabı yok, pantolon yamalı. 
 
Aç kaldığımızı hatırlıyorum. Annem buğday ekmeğini şekerli suya ovalayıp karnımızı doyurduğunu unutamıyorum.
 
Hep tarladamı çalıştın?
 
Babasız olmak, sevgi görememek, yaşamak için sürekli çalışmak hele de o yaşta çok zordu.
 
Askere gidene kadar organize sanayide çeşitli işlerde çalıştım. Kaynakçılık yaptım, tekstil fabrikalarında çalıştım. 
 
Kına gecesi yapıldı mı?
 
Geleceklerimize göre askere gidilecek eğlence düzenlenerek yemek verilir. Fakat bizde ne davulcu tutacak, nede sıcak çorba verecek para yoktu. Öyle bir eğlence yapamadık. Maddiyatla alakalı yani. Yakılmadı kınamız. 
 
Zamanı gelince direk sülüs kağıdımızı alıp gittik. Giderken de çebimde sadece askerlik şubesinden aldığın yol parasından başka paramda yoktu. 
 
Acemi eğitimini nerde aldın?
 
Acemi birliğim Jandarma Komando olarak Manisa Kırkağaç’ta üç ay yaptım. Komando eğitimi aldık. Eğitim başarı gösterenler timlere ayrıldı. Başarılı olmayanı elenip gönderiliyorlardı. 
 
Eğitimler çok zor-muydu?
 
Eğitimler ve verilen görevler çok zordu. Herkes timde kalmak için büyük gayret gösterirdi. Gün ağardığında eğitime başlardık, akşama kadar devam ederdi. Sabah akşam koşardık, Koşumuz, sporumuz olurdu, atış yapardık. Hiç boş kalmıyorduk. Eğitim çavuşları bizi çok zorluyorlardı
 
Komutanlarımızın hepsi tecrübeli komutanlardı. Bize;. Sizin gideceğiniz yer doğu, bu eğitimleri almak zorundasınız diyorlardı. Kaytarma asla olmuyordu. Onların niye bizi o kadar zorladığını usta birliğine gittiğimizde anladık. 
 
Maddi olarak zorlandın mı?
 
Acemi birliğinde maddi açıdan çok zorluk çektim. Arkadaşlarım görüyordu durumumu, yardım ediyorlardı. Maddi durumumun zorluğunu anlayan arkadaşlar da oluyordu. Kendine bir çay alıyorsa bana da alıyordu, bisküvi yiyorsa bana da veriyordu. Acemi birliğinde parasızlığın çok acısını ve ezikliğini çektim. 
 
Doğuya nereye gittin?
 
1998’de Şırnak Merkez Tümen Komutanlığı'na gittim. Şırnak’a gittiğimde bizim timden benden başka kimse gelmemişti. İlk ben gitmiştim. Üç dört gün arkadaşlarımın gelmesini bekledim. Timdeki arkadaşlarla birlik beraberlik içindeydik.
Şırnak Tümen’demi kaldınız?
 
Hangi timin nereye gideceği kurayla belli oluyordu. Kurayı ben çektim. Şırnak Uludere Jandarma Komando Bölüğü'ne çıktı. Uludere'ye gittik. Kamuflajları mızı giydik. Silahlarımızı teslim aldık. Bir jandarma bölüğü, bir de komando bölüğü olmak üzere iki bina yapılmıştı.
 
Tim Komutanımız bir astsubaydı. İki’de uzman çavuş vardı. Orada tekrar silah mühimmat eğitimi gördük. Kim hangi silaıi verimli kullandığı tespit edildi. 
 
Sen hangi silahı seçtin?
 
Ben roketçi oldum. Hemen bir G3, RPG 7, iki el bombası, 3 roket mühimmatı, verdiler. Ayrıca mühimmatları taşıyan badim de 6 tanede vardı.
 
Zaten yürüyerek intikal ediyorsun. Sırt çantan da ağır. Gereksiz fazla malzeme alamıyorduk.
 
RPG 7 etkili bir silah-mıydı?
 
Çok etkili bir silah. Mühimmatla birlikte birleştirilerek roketatara takıyorsun. Ucunda bir tapası vardır. Tapayı çıkarınca aktif hale gelir. Atış esnasında belli bir çapta arkanda kimse olmaması lazım. Yoksa arkadan çıkan alev zarar verir. Atışlar arkanı kontrol ederek belli bir açıda yapılır. 
 
Uludere nasıl bir yerdi?
 
Uludere iki dağ arasında dere yatağı. Bir tarafta askeri birlik, diğer tarafta çarşı ve köy var. Uludere çarşıda bir çay içeceğin yer var, bir bakkal var. 
 
Ayda bir defa çarşı iznine gidiyorduk. Terzisi, fotoğrafçısı, kafesi askerden kazanır. Kaçakçılık çok vardır. Kaçakçılar her şeyi satarlardı. Yok yoktu. Teyp, sigara, kaset, elektronik aletler, telefonlar, çay, mazot hepsi kaçaktı. Zaten kaçak çay dışında çay bulunmuyordu. Küçük bidonlarla mazot satılıyordu. Esnafın kullandığı araçlar o günün şartlarına göre lükstü. Bizim evde eşek varken, orada lüks araçlar vardı. 
 
Bir bakkal yada herhangi bir yere girdin mi sana hemen sorular sormaya başlarlar, Bugün nereye gittiniz, nereden geldiniz, acemi birliğiniz neredeydi, ne tür eğitim aldınız, birlikte ne tür silah var gibi. 
 
Ben bu soruların tanıma mahiyetinde olduğunu düşünmüyorum. Birlikte kaç asker olduğunu, mevzi yerlerini soruyorlardı. Bu bilgileri toplayıp PKK’ya iletiyorlardı.
 
Uluderede Korucu var mıydı?
 
Korucular vardı. Köyün içerisinde yirmiden fazla korucu vardı. Sadece bir operasyona gidileceği zaman mühimmat almak için bir gün önce 2-3 gelip eksiklerini alırlardı.
 
Öğlen arası sayıları çoğalırdı. Kimi bölüğe, kimide arazide toplanma merkezine gelirdi. 
 
Araziyi bildikleri için operasyonlarda timin önünde intikal ederlerdi. 
Uluderede 7 ay orada kaldım. Bu döneminde korucular şehit yada yaralı olan olmadı. Ama hastanede yatarken yaralanıp gelen korucuda, askerde oldu. 
 
Bölgede Terör olayları çok olur muydu?
 
Her gün bir çatışma, bir taciz atışı olurdu. Bizim üstümüzde Ballıca Karakolu vardı sürekli taciz atışı olurdu. 
 
Cudi dağında unutamadığım yoğun bir çatışma olmuştu. Orada iki gün kaldık. Her taraftan ateş geliyordu ama teröristleri göremiyorduk. Cephe savaşı gibi çatışma iki üç gün sürmüştü. 
 
Teröristleri göremiyordunuz mu?
 
Arazi yapısı çok farklı. Cudi dağının içinde buz kalıpları gibi sivri sivri kayalar var. İçleri çukurdur ve etrafı taş. Terörist oraya mevzilendiğinde mümkün değil müdahale edemiyorsun. Askerin boş araziden gelişine doğru adamlar oraya hemen sızıp mevzileniyorlar. Ancak helikopter yada uçak havadan bombalama yapmadan etkili olamıyorduk. 
 
Üçüncü gün orayı aldık. Biz mevzilendik. Komutanlarımız mayına karşı dikkatli olmamızı söylediler fakat. Her tarafta boş kovan vardı. Bu yüzden mayın detektörü verimli çalışamıyor her tarafta ötüyordu. Bastığın yere ne kadar dikkat edebilirsin ki. Mayınlardan dolayı Ölümle burun burun-asın.
 
Irak Sınırı yakın mıydı?
 
Uludere teröristlerin geçiş bölgesi olduğu için operasyonlara giderdik. Sınırda sabahlara kadar süren çatışmalar olurdu. 
 
Nasıl Yaralandın?
 
Yaralandığımda 7 aylık askerdim. Uludere Davulderesi üs bölgeye çıkıp mevzilendik. Sonra önümüzdeki timler çatışmaya girdiler bizde destek için ilerledik. Dere yatağına doğru indik, Yağmur çiseliyordu, birde bir Sis içine aldı bizi. Göz gözü görmüyordu. Telsizden geri mevzimize çekilin anonsu geldi. İntikal halindeydik. Korucular da vardı. En arkada ben, bir arkamda uzman çavuş ve onun arkasında tim komutanı vardı. 
 
Sarp kayaya çıkıyorduk. Merdiven gibi kayaları çıkıyorduk. Bir kayayı çıkıyordum altında mayın varmış. Sol ayağımla mayına basmışım. Patladı. Sol ayağımı orada kaybettim. 
 
Mayının tesiri artsın etrafına boş kovanları koymuşlar. Onlar da fırlayıp vücuduma isabet etti. Bir on dakika falan yanıma yaklaşmadılar. Etrafımı detektörlerle kontrol ettiler. Daha sonra beni aldılar. 
 
Turnike yapıldı. Şırnak'tan helikopter istendi ama hava şartlarından dolayı gelmedi. Uludere'nin yolları da heyelandan dolayı kapandı.
 
Nasıl götürdüler seni? 
 
Korucular katırlarla çıkmışlardı. Katırın bir tarafına beni bağladılar, denge sağlamak için bir tarafına da korucu çıktı. O şekilde beni aşağı indireceklerdi ben kan kaybından sersemlemiştim. Bir ara helikopter sesi duydum ve gözümü açtım, Helikopterde Sedyedeyim, sonrasını hatırlamıyorum. 
 
Şırnak'ta Ampüte gerçekleşti. Diz altından itibaren sallanmıştı. Sadece deri tutuyordu. 
 
Senden başka yaralı var mıydı?
 
Tek ben yaralandım. Şırnak'ta bir aya yakın kalıp Diyarbakır'a geçtim. Diyarbakır tamamen doluydu. İki kişilik bir odada bir boşluk vardı. Orada tedavim devam etti. Akıntım ve enfeksiyon çoktu. Pansuman esnasında canım yanıyordu. Bir akşam kesik bacağımın ucuna küçücük, toplu iğne başı kadar bir sertlik geldi, doktoruma söyledim, hemen ameliyathaneye aldılar. O baldıra saplanan mermi kovanı görülmemiş. Hemen orada boş kovanı çıkardılar. Vücudumda bir aydan fazla çıkarıp bana verdiler. Bir süre sakladım, daha sonra kaybettim. 
 
Sonra GATA'ya geldim. Tedavilerim protezim takıldı. Daha sonra da hayata atıldım. 
 
Proteze alıştın mı?
 
Hayat devam ediyor zamanla Proteze alıştım. Protez ile rahat yürüyebiliyorum. Fakat kullandığımız proteze SGK kısıtlama getirdi. Yani 2 – 3 yıl önce kullandığım Harmoni protezi artık kullanamıyoruz. Bu protez daha gelişmiş bir protez. Daha aktif ve rahat. Ancak artık bu sistemi devlet ödemiyor ben de kullanamıyorum. Şu andaki protezim ile aynı randımanda kullanamıyorum. Kendi maddi imkanlarımla da alamıyorum. Ayrıca protez içinde kullandığımız silikon ve dizlik aşındığı için altı ayda bir değiştirmemiz gerekiyor. Ama değiştirme zamanı acaba bunu devlet bana ödeyecek mi, ödemeyecek mi diye sıkıntı yaşıyorum.
 
Gazi olduktan sonra hayatın değiş-timi, Evlendin mi?
 
2005 yılında evlendim. Biri kız biri erkek iki çocuğum var. Eşim ev hanımı. Ben çalışıyorum. Mutluyuz, hayatla mücadele ediyoruz.
 
Gazi olduktan sonra hayatım değişti. Askerden önce hareketli biriydim, her şeyim kısıtlandı.
 
Annem zor şartlarda yaşamış bir kadın. Bizleri de çok zor şartlarda yetiştirdi. Bir de çocuğu bir ayağını kaybetmiş, çok üzüldü. Daha da çöktü kadın.
 
Gazi Koray Gürbüz
 
 
 

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım