Bu haber 20 Nisan 2015, Pazartesi 07:33 tarihinde eklendi. 1114 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yalan Doğrular

Algı yönetiminde en önemli ilke “YALAN”dan şiddetle kaçınmaktır. Ama ne var ki YALAN, algı yönetiminin en önemli parçasıdır.
Yalan Doğrular
Bu ikilemin uygulaması zordur ancak zihinlerde gedikler açıldıktan sonra insanların yönlendirilmeleri çok kolaydır. Buradaki en önemli şey “yalan doğru”lardır. Bu yöntemle hiç yalan söylemeden hep “doğruları” söyleyerek, doğru gibi görünen bir büyük YALAN söylenebilir.
 
Dikkat edilirse hep “doğru” terimini kullandık, “gerçek” teriminden hiç söz etmedik. Çünkü “doğruyu” söyleyerek bir yalan yaratabilirsiniz ama “gerçeği” söyleyerek bir yalan yaratmanız mümkün değildir.
 
Konuyu örneklersek, tekniğin içeriği daha açık ve kolay biçimde anlaşılacaktır.
 
Örneğin; "Ben evlatlarımı bu ülkede okutamadım. Evlatlarımı ne yazık ki yurt dışına göndermek durumunda kaldım. Niye? Başörtülü olarak üniversiteye sokulmadıkları için, katsayı engeline takıldıkları için...." Söylevini ele alırsak üç doğru vardır;
 
1.    Çocukların Türkiye’de okumayıp, yurt dışında okuduğu,
2.    Başörtülü olarak üniversite okuma imkânının olmadığı,
3.    Üniversite giriş sınavında katsayı uygulamasının olduğu,
 
Fakat bu doğruların arkasında yatan “GERÇEK” saklanmıştır.
 
Yani;
1.    Başörtüsü mağduru olduğunu anlatmaya devam ederken, kızını İran ya da Arabistan Üniversitelerinde okutmak yerine Hristiyan ABD okullarında okuttuğu gerçeği saklanmıştır.
 
2.    Kızlarını başörtülü olduğu için Türkiye'de okutamadığı dile getirilirken oğullarını neden Türkiye'de okutmadığı gerçeği saklanmıştır.
 
3.    Kızlarını yurt dışında okuturken, okul masraflarının ve cep harçlıklarının kimler tarafından karşılandığı gerçeği saklanmıştır.
 
4- Çocuklardan birinin ÖSS sınavında 134,5 puan aldığı düşünülürse, yani 120 puan olan dört yıllık üniversite tercih barajı göz önüne alınırsa bu puanla Türkiye'de dört yıllık bir üniversiteye girmenin mümkün olmadığı gerçeği saklanmıştır.
 
5- Yine çocuklardan birinin ortaöğretim başarı puanının 42,6 olduğu bilindiğine göre ve bu ortalama öğrenci ortalamalarının altındaysa türban konusu öne çıkarılırken başarı(!) kriteri saklanmıştır
 
Kısaca, Türkiye'de kızların başörtüsü ve halkın inançları kullanılarak gerçekler saklanmıştır.
 
Bir de şu örneğe bakalım: “IMF’den aldığımız bütün borçları sıfırladık ve IMF’ye borç verir duruma geldik!”
 
Türkiye 2005 – 2008 yılları arasında IMF’den yaklaşık 10 milyar dolarlık kredi kullandı. Borcu ise 2013’te bitti. Dolayısıyla IMF’ye ödenen borç AKP’nin kendi kullandığı kredinin borcu…
 
Ayrıca 2012 yılında IMF’nin kaynaklarını artırmak ve çeşitlendirmek üzere G-20 üyesi ülkelerinden IMF’ye 456 milyar dolarlık kaynak taahhüdünde bulunuldu. Bunun 5 milyar dolarlık bölümü Türkiye tarafından taahhüt edildi.
 
IMF bu tutarı ancak ihtiyaç duyması durumunda kullanacak. Dolayısıyla IMF’ye verilen tek sent borç yok! Sadece taahhüt var. Ayrıca bu tutar IMF tarafından kullanılsa bile TCMB rezervlerinde de görünmeye devam edecek. Tekrarlarsak ortada verilen bir “borç” yok, sadece “söz” var.
 
Buradaki iki doğru şunlar;
1-  IMF’ye borcumuz yok.
2-  İhtiyaç halinde IMF’ye 5 milyar dolar verme taahhüdü var.
 
Görüldüğü gibi iki “doğru”dan doğru gibi görünen bir büyük “yalan” yaratılmıştır. Çünkü gerçek söylenmemiştir.
 
Burada IMF’ye borç verilmediği gerçeği saklanmış ve IMF’ye borcu kapatmakla sanki tüm dış borçlarımız sıfırlandı imajı verilmiştir.
 
Hele hele “IMF’ye borcumuz bitti, şimdi 5 milyar dolar da borç vereceğiz” denilince, artık dış borç alan değil dış borç veren bir ülke konumuna gelen bir ülke imajı yaratılmış oluyor. Oysa Türkiye’nin 2002’de 130 milyar dolar olan dış borcu, 2014 Mart ayı itibariyle 387 milyar dolara yükselmiş. Yani borcun arttığı gerçeği saklanmış.
 
Bir başka deyişle istenilen amaca ulaşmak için sadece söylenmesi gerekenler söylenmiş ve insanlar büyük bir yanılgıya sürüklenmiştir.
 
Bu yöntem oldukça sık kullanılan ancak başarısı söyleyenin becerisi ile doğru orantılı olan önemli bir tekniktir. Yani “yalan”ı söyleyenlerin yüzlerinin kızarmaması ve rahat bir şekilde söylemesi gerekir.  Görünen o ki bunu başarabilecek çok sayıda siyasetçi de var!
Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım