Bu haber 13 Nisan 2015, Pazartesi 18:24 tarihinde eklendi. 1283 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sarı Saçlı Elma'yla Aynı Kaderi Paylaştı

Gazi Koray Gürbüz'ün gazi Halil Başol ile yapmış olduğu ropörtajı aşağıda sunulmuştur.
Sarı Saçlı Elma'yla Aynı Kaderi Paylaştı

1998 yılında doğuya gitti

Gazi Halil Başol,

Hatay ili, Hassa ilçesi doğumluyum. Askere gidene kadar kasapta ve lokantada çalıştım.

Genellikle bizim gençlerin askerliği doğuya çıkar. Çevremde çok fazla şehit ve gazi olduğu için terör olaylarına çok sinirleniyordum. Mehmetçiklerin yürüttüğü bu onurlu mücadelenin bir parçası olmak için ben de doğuda askerlik yapmak istiyordum. Hassa’da bu güne kadar 23 şehit ve 14 gazi var. Benim teyzemin torunu da ben gazi olmadan üç sene önce şehit oldu.

Ayrıca Amanos Dağları’nda bulunan teröristlere operasyon yapması için Hassa ilçesinde özel harekât birlikleri kalırdı. Ben de onlara her gün et götürdüğüm için onlarla sohbet ediyordum ve top oynuyordum. Onların anlattıkları hikâyelerden çok etkileniyordum.

 

Kına Mutlaka Yakılır

 

Benim dönemimde Hassa’dan askere 28 kişi gitti. Bunların 24’ü doğuya düştü. Askere gideceğimiz günden önce, askere gidecekler için köy meydanında kına yakılarak eğlence düzenlenir. Durumu iyi olan kurban keser, olmayan yemek pişirir. Ama akşam hep beraber yemek yenir. Bizim dönemimizde çok fazla kişi askere gittiği için bayağı büyük bir eğlence olmuştu.

 

Acemi birliğinde şanslıydım

 

Hatay, Serinyol’da acemi eğitimimi yaptım. Üç ay boyunca, hafta sonları evci çıktığım için arkadaşlarıma göre şanslıydım. Orada timlere ayrıldık ve tim eğitimi gördük. Çok ağır bir eğitimimiz vardı. Acemi birliğinde genellikle doğudan gelen komutanlar

olduğu için bize doğuyla ilgili hikâyeler anlatırlardı; çok etkilenirdim. Bizim de başımıza gelebileceğini söyledikleri için pür dikkat dinlerdim. Bu anlatılanlar doğuya gidene kadar bana hikâye gibi geliyordu. Pek fazla inanmıyordum. Sanki bir savaş filmindeymiş gibi anlatıyorlardı.

 

El bombası şemsiye gibi açılırmış;

 

Bir komutanım, yanına düşen bir el bombasıyla ilgili bir hikâye anlatmışlardı. El bombasının şemsiye gibi açıldığını söylemişlerdi. Buna çok kafam takılmıştı. Ve yakında bir personele zarar vermeyeceğini söylemişlerdi. O yüzden el bombası yanında patladığı zaman ayağa kalkıp kaçmayın, yere yatın demişlerdi. Şırnak’tayken yanıma bir el bombası düştü. O anda komutanımın anlattığı hikâye aklıma geldi. Kaçmadım ve hedef küçülttüm. Bana hiçbir şey olmadı.

 

Ne Kadar Ballı Geçer Orası Şüpheli!

 

Serinyol’da usta birliği için Tim Çavuşları olarak kura çektik. Heyecan tavan yapmışken komutan bizim time “Siz ne ballı adamlarmışsınız!” deyince, saniyenin ufak bir diliminde Marmaris, Fethiye, Bodrum gibi bir yeri çektik herhalde, ohhhh süpermiş diye düşünürken Şırnak, “Ballı Jandarma Sınır Taburu” deyince bir anda tüm hayaller bitti.

Ballı denilen yer, Şırnak iline bağlı Uludere ilçesinin bir köyüdür. Şırnak-Hakkâri karayolunda, namı diğer İpek Yolu’nda giderken, sol tarafınızda “Ballı 6 km.” yazan bir tabelayla karşılar sizi. Kıvrıla kıvrıla çıkan toprak bir yolun sonunda sağ tarafınızda 50 kadar haneden oluşan köyü görebilirsiniz Geçimini koruculuk, kaçakçılık ve az da olsa hayvancılıkla sağlamaktadır. Köyün muhtarı eski bir itirafçıdır. Köyün hemen üstünde 5. Jandarma Sınır Taburu vardır. Askerlik yapmak için bulunabilecek en zor noktalardan biridir.

Sarı Ziyaret, Kapı Kapı, Berkur adlı üç bölgesi vardı. Biz Ballı’ya, Hatay’da seçilen 17 kişilik timle gittik. Tim olarak gittiğimiz için birbirimizi iyi tanıyorduk. Ballı’ya 3 yeni tim daha geldi. Tim komutanları kura çekerek kimin hangi timi alacağına karar verdiler. Biz, astsubay timine düştük. Tim komutanımız doğudaki olaylar konusunda çok tecrübeliydi. Bize on beş gün boyunca Ballı’nın arazisi hakkında bilgi verdi. Timde ben Bixici’ydim. Tim komutanımız bize gece sigara içmeyin, çakmak çakmayın, lambaları açmayın diye uyarırdı. Ben, sigaradan ne olacak diye düşünürken bize apar topar silah ve elbise verdiler. Neden bu kadar acele ediyorlar diye şaşırmıştım. Tabur, o akşam teröristlerin taciz ateşine maruz kaldı. Duyduğuma göre sigara içen bir arkadaşımız kolundan yaralanmıştı.

 

Karşımızda Zaho;

 

Zaho’da teröristlerin eğitim alanı vardı. Aslında bizim bulunduğumuz yeri de eğitim alanı olarak görüyorlardı. Eğitimde öğrendiklerini uygulamak için bizi kullanırlardı. Özellikle Kapı Kapı ve Sarı Ziyaret üs bölgelerinde çatışma eksik olmazdı. İlk gittiğim zaman bizi Kapı Kapı üs bölgesine gönderdiler. Kuzey Irak sınırına sıfırdı. Kapı Kapı’da bir bölük asker vardı ve su yoktu. Yiyecek olarak da kumanyayla idare ediyorduk. Su, haftada bir gün katırlarla gelirdi. Yiyecekler de konserve olarak on beş günde bir helikopterle gelirdi. Kapı Kapı’dayken çok fazla çatışmaya girdik. Ya taciz ya da sıcak çatışma. Burada biz alan koruması yapıyor ve çeşitli pusular düzenliyorduk. Bir gün, Kuzey Irak tarafından bize çok yoğun bir ateş geldi. Kapı Kapı’da üs bölgesindeyken çatışmalarda dört arkadaşım şehit oldu, altı arkadaşım yaralandı.

 

Dört Ay Sonra İlk Defa Banyo Yaptık

 

Kapı Kapı’dan tabura dört ay sonra indik. İnsanlıktan çıkmıştık. Kış ayına denk geldiği için nisan ayına kadar üs bölgelerine çıkmadık. Nisan ayında bu defa Sarı Ziyaret üs bölgesine gittik. Üs bölgesine kadar toprak yoldu. Zırhlı personel taşıyıcıları bize sürekli yiyecek ve içecek getirirlerdi. Üç günde bir su, haftada bir de kumanya getirirlerdi. Sarı Ziyaret üs bölgesi Kapı Kapı’ya göre biraz daha rahattı. Ama tacizler eksik olmuyordu.

 

Zpt Mayına Bastı

 

Bir gün başka timden arkadaşlarımız bize kumanya getiren zırhlı personel taşıyıcılara binerek tabura dönmek için yol çıktılar. Bizden tahminen beş yüz metre uzaklaştıktan sonra mayına bastılar. Ben koşa koşa arkadaşlarıma yardım için gittim. Oraya vardığımda zırhlı personel taşıyıcısı paramparça olmuştu. İçindeki dört arkadaşım yaralanmış, geri kalan dört arkadaşım da şehit olmuştu. Tek tek ellerimle çıkarttım. Bu olay beni çok etkilemişti. Günlerce kendime gelemedim ve tim komutanım dinlenmem için beni tabura gönderdi.

Tabur doktoru bize psikolojik moral ve destek verdi. On gün sonra tekrar Sarı Ziyarete gittim. Sarı Ziyaret’teyken yine keşif ve gözetleme için giderken tekrar pusuya düştük ve bir arkadaşım ağır yaralandı. Kırk beş gün Sarı Ziyaret üs bölgesinde kaldıktan sonra tabura döndük.

 

OKUL

 

Ballı’da iki öğretmeni olan bir ilkokul vardı. Öğretmenlere o yıllarda PKK tarafından çok büyük baskı yapılıyordu. PKK, her yerde öğretmenleri öldürüyordu. Öğretmenlerden biri de Tabur Komutanı’nın eşiydi. Hemen her gün biz tim olarak okula gider, okulda mayına karşı bir arama yapardık ve çevre emniyetini

alırdık, sonra öğretmenler gelirdi. Öğrencileri uzaktan seyrederdik. Çocuklar çok eğlenceliydi. Sanki bulundukları ortamda çatışma yokmuş gibi koşup oynarlardı. Ama biz her gün o stresi yaşıyorduk.

 

Elma’nın Sapsarı Saçları Ve Masmavi

 

Bir gün tabur komutanın eşi bizi okula çağırdı ve okuldaki öğrencilerle futbol maçı yaptık. Sekiz yaşında küçük bir kız vardı. Bana elma verdi. Çok duygulanmıştım. Sohbet etmek istedim kaçtı. Sonra ona cebimdeki çikolatayı verdim. Daha sonra benimle konuşmaya başladı. Adı Elma’ymış. On bir kardeşlermiş. Babası çiftçilik yaparmış aynı zamanda korucu... Oradaki çocukların aksine Elma’nın sapsarı saçları ve masmavi gözleri vardı.

Okul dağıldı, biz öğretmenlerle beraber birliğe giderken Elma, dere yatağına doğru gitti, bana uzaktan el sallıyordu, ben de karşılık verdim. Onu uzaktan seyrediyordum. Birden bir patlama oldu. Koşa koşa Elma’nın yanına gittim. Mayına basmış ve ayağı kopmuştu. O küçücük bacağı sardım. Çok üzülmüştüm. Tim komutanımız helikopter çağırdı ve kızı Şırnak’a gönderdik.

Yani PKK, askerin yanı sıra oradaki halkın da canına kıyıyordu. Çoluk çocuk demiyorlardı. Ballı köyünün ilerisinde boşaltılmış bir köy vardı; eski Ballı köyü. Bir gün oraya keşif, gözetlemeye gittik. Tim komutanımız bize köy aramasının nasıl yapılacağına dair bilgi verdi önce. Orada bir tatbikat yapacaktık. Bize bir ev gösterdi. Dedi ki “bu evi gizlice saracağız, hiç ses çıkarmayacağız.” Biz de tatbikat olduğu için yavaş hareket ediyorduk. Tim komutanımız tepeden bizi izliyordu. Arkadaşımızdan birisi aniden çöktü. Yanına gidip ne oldu diye sordum, içeride altı terörist uyuyor dedi. Çok şaşırdık. Tim komutanımıza söyledik, evi sarmamızı istedi; sardık. Gerçekten içeriden yerel kıyafetli altı kişi yatıyordu. Silahlarını da yattıkları yerin beş altı metre ilerisinde çatmışlardı. Biz

pencerelerden silahlarımızla hedef aldık. Serkan ve Sezgin uzman çavuş sessizce içeri girdiler. Biri nişan aldı, diğeri silahlara doğru gitti. Silahları aldıktan sonra adamları bağırarak uyandırdık. “Ateş etmeyin, korucuyuz!” dediler. Tanımıyorduk. Burada ne geziyorsunuz dedik. Pusuya geldik dediler. Bize niye haber vermediniz dedik. Sonra onları tabura gönderdik. Yani tatbikatımız gerçek olmuştu.

 

Eşek Eşek Mağaraları

 

Sarı Ziyaret’in yukarısında Cudi’ye doğru o kadar çok mağara vardı ki bu mağaralara Eşek Eşek mağaraları diyorlardı. Mağaralarda ne zaman arama yapsak mutlaka ya yiyecek ya da mühimmat yakalardık. Ama genelde mağaraların önünde mayın bulunurdu. Artık tecrübelenmiştik. Mağaraya girmeden önce oraya giden patikaları hiç kullanmazdık. Patikaların üzerinde en az on on beş mayın bulunurdu. O mayınları temizlettikten sonra mağaraya girerdik. Bir seferinde bir mağaranın içinde Amerikan parkaları ve Amerikan M-16 silah mühimmatları ele geçirdik, çok şaşırmıştık. Hemen tabura haber verdik. Helikopterle geldiler, kırk sandık mermi ve yaklaşık 200 tane Amerikan montu ve botu alıp, gittiler.

 

KAÇAKÇILIK

 

Bölgede kaçakçılık olayları çok fazla olurdu. Genelde çay, şeker gibi ürünlerin kaçakçılığı yapılırdı. Ama bunun dışında yapılan kaçakçılara kesinlikle müsaade edilmezdi. Kaçakçılık yapan köylüler bir katır gider evin ihtiyacı olan çayı, şekeri alır gelir ama bu bir katırdan fazla olduğu zaman işin şekli değişiyordu. Bir keresinde elli katırlık bir kaçakçı kafilesine rastladık. Başlarında insan yoktu sadece katır vardı. Katırları birbirlerine iple bağlamışlar, kendi kendilerine gidiyorlardı. Katırları durdurduk, yaptığımız aramalarda her katırın üzerinde şeker, şekerin içinde

de gizlenmiş silah ve mühimmat vardı. Çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirdik ama adamlara rastlayamadık. Bırakıp kaçıp gitmişler. Bulunduğumuz yerden Kuzey Irak’a gidip gelmek kolay olduğu için genellikle kaçakçılar bu yolu kullanırlardı. Bölgede kaçakçılık faaliyetleri çok fazlaydı. Ama bazen bu işin sınırı değişip kaçakçılığın boyutu da artıyordu.

 

MEKTUP

 

Üs bölgesindeyken 15 günde bir mektup postası gelirdi. Mektup geldiği zaman çok mutlu olurdum. Askerliğim boyunca çok mektup yazdım. Çok da mektup aldım. Halen saklıyorum. Mektup gelmediği zaman karamsar olurdum. Geldiği zaman da çok mutlu olurdum. Hatta kime mektup gelirse o mutlaka diğerlerine bir şeyler ısmarlardı. Bisküvi, çikolata gibi şeylerdi bunlar.Küçük birer kutlama vesilesiydi mektuplar.

 

KÖYLÜLER

 

Köylüler bize karşı çok iyilerdi. Onlara yanımızdaki konservelerden verirdik; çok sevinirlerdi. Konserveleri çok merak ederlerdi. Özellikle ton balığına bayılırlardı. Biz de ton balığı yiye yiye bıkmıştık. Ton balığı verdiğimiz zaman çocuklar gibi sevinirlerdi. Köyde on korucu vardı. Bu korucular genellikle büyük operasyonlara çıkar, bölgeyi iyi bildikleri için öncülük yapar, yer gösterirlerdi. Korucular PKK’ya karşı çok etkinlerdi. Bir gün Şırnak’a giden iki korucu, Şırnak merkezinde PKK tarafından kalleşçe arkadan vuruldu. Duyunca çok üzülmüştüm. Birinin yeni çocuğu olmuştu. Dağ başında bir şey bulamadığım için ona hediye olarak ton balığı konservesi vermiştim…

 

HERKESİN KENDİ MAYINI VARDIR

 

Kapı Kapı üs bölgesindeydik. Bu üs bölgesinde keşif gözetleme için bir tepeye gittik. Geceleyin o tepede kaldık. Sabahleyin tekrar aynı yoldan geri dönerken benim önümden on arkadaşım geçti, hiçbir şey olmadı. Tam ben geçerken mayına bastım. Arkadaşlar basmamıştı ama ben basmıştım mayına. Hemen helikopter çağırdılar ve beni Şırnak asker hastanesine yolladılar. Orada iki gün kaldım. Yine helikopterle Diyarbakır’a oradan da GATA’ya yolladılar. GATA’da dört ay yattım. Hava değişimi için eve gittiğimde, bulunduğumuz ilçedeki herkes ziyaretime geldi. Kaymakam, bölük komutanı, alay komutanı, vali, milli eğitim müdürü hepsi ziyaretime geldi.

Ailem çok üzülmüştü. Özellikle annem durumuma çok üzülüyordu. Ben de genç yaşta ayağımı kaybettiğim için üzgündüm.

 

Hem Şırnak’ta Mayına Bas, Hem de Ataman Şırnak’a Yapılsın

 

Askerden sonra işe girmek için İçişleri Bakanlığı’na başvurdum. Atamam Şırnak Köy hizmetlerine çıktı. Orada altı ay çalıştım. Oraya gittiğimde birliğimi görmek istedim. Tümene gittim, komutana durumu anlattım. Komutan çok şaşırdı. Ballı taburuna gitmek istediğimi söyledim. O da isteğimi kabul etti ve birlikte araçla Ballı’ya gittik. Birliğe 300 metre kala beni arabadan indirdi. Bana “Sen yürüyerek gel, bakalım arkadaşların ne yapacak” dedi. Nizamiyeye yaklaşınca biri bana “dur kimsin” diye silah doğrulttu. Ben askerim dedim. Bana inanmadı ellerini kaldır dedi. Ne geziyorsun burada diye sordu. Asker olduğumu tekrar söyleyip, ziyarete geldim dedim. Üzerimi aradılar. Telsizle tabur komutanına bilgi verdiler. O sırada tümen komutanı benim gazi olduğumu söylemiş. Bir baktım bir Kurmay Binbaşı koşa koşa yanıma geliyor, tabur komutanı. Geldi bana sarılıp ağladı. Herkes bana sarılıyordu. Beni askeri törenle karşıladılar. Orada kalmak istedim ve üç gün kaldım. Mayına bastığım Kapı Kapı üs bölgesine götürdüler. Oradaki askerlerin hepsi gelip bana sarılıp

ağlıyorlardı. Ben de çok duygulanmıştım. Aralarından ayrılmak istemedim. Üç gün boyunca tabur komutanı yanımdan ayrılmadı. Yattığım yatakta yattım. Bütün mevzileri tek tek gezdim. Eski günleri yad ettim. Mayına basan küçük kız aklıma geldi. Onu sordum, ziyaretine gittim. Bacağına protez takılmıştı. Çok büyük tesadüf ben de o da aynı bacağımızı kaybetmiştik ve protez kullanıyorduk. Kız beni hatırladı ve duygulanarak ağladı. Ben de ağladım.

 

PKK’NIN SİLAH BIRAKACAĞINI SANMIYORUM

 

PKK kan ve silahla beslenen bir örgüttür. Şu anda yaptıkları silah bırakma hikâyesi tamamen yalandır. Bölgede Kürt sorunu yoktur; terör ve güvenlik sorunu vardır. Otuz kırk yıl silahla iç içe olan bir terör örgütü birden bire silah bırakmaz. AKP ile PKK bölgenin kontrolü için işbirliği içindeler. Meclis’teki bütün partiler sessiz kalarak dolaylı olarak Kürt açılımına yani bana göre PKK açılımına destek vermektedirler. Hiç kimse o bölgedeki gerçek sorunları dile getirmiyor. Herkes olayı başka yere çekerek olayı Kürt sorunu noktasına getiriyorlar. Ama Kürt sorunu derken ortada bir Türk sorunu yaratmışlardır ve bu iş ellerinde patlayacak. Bana göre bu projenin başındaki emperyalist güçler, cumhuriyetimizi Cumhuriyet Halk Partisi’ne, milliyetçiliği de MHP’ye yıktıracaklar.

Meclis’teki partiler şehit ailelerine ve gazilere önem vermiyorlar. Lafa gelince “Siz bizim her şeyimizsiniz!” diyorlar ama icraata gelince hiçbir şey yapmıyorlar. Yüzümüze gülüp arkamızdan iş çeviriyorlar.

 

 

 

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım