Bu haber 30 Mart 2015, Pazartesi 08:27 tarihinde eklendi. 1324 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

3 Ayda 41 Defa Ameliyat Oldum

Erol Ayhan 2000 yılında askerlik görevini Ağrı'da yaparken PKK terör Örgütü'nün kurduğu bombalı tuzak sonucu gazi oldu.
3 Ayda 41 Defa Ameliyat Oldum

 

Gazi İsmet Güldal'ın Gazi Erol Ayhan ile yaptığı reportajı'nda şu sözlere yer verildi.
 
Malatya, Merdivenler Köyü doğumluyum. Askere 2000 yılında Amasya Eryatağı’nda acemi eğitimi için gittim. Çavuş adayı olarak 3 ay iyi bir eğitim aldım.
 
Zengin ya da Fakir Fark Etmez!
 
Eryatağı’nda bir gün sabah içtimasında Bölük İdari İşler Astsubayı bizi toplayıp bağırarak: “Aranızda bazıları torpil yaptırmak için çeşitli komutanları aratıyorlar. Burası adı gibi Eryatağı’dır. Burada herkes eşittir. Kimse kimseden üstün değildir. Albayın yeğeni, paşanın yakını, valinin tanıdığı hiç fark etmez. Hiç kimse bir başkasından üstün değildir. İster zengin ol, ister fakir… İster falancanın oğlu, ister filancanın oğlu ol fark etmez. Burada herkes eşittir! Herkes aynı karavanadan yemek yer, aynı yatakta yatar, aynı kıyafeti, aynı botu giyer. Burası tatil köyü değil! Kimse farklı bir muamele beklemesin. Ey torpil isteyenler! Biraz erkek olun; biraz gururlu olun! Silah arkadaşından farklı bir muamele görmeyi istemeye utanmıyor musun?” diye bir konuşma yapmıştı. Bunu ömrüm boyunca unutmam.
 
Doğubeyazıt;
 
Dağıtımım 1. Mekanize Tugayı Ağrı–Doğubeyazıt’a çıktı. Oraya gittiğimde beni Operasyon Bölüğüne seçtiler. Görevimiz, 45 günde bir değişmeli olarak Ağrı Dağı’nda bulunan üs bölgesine, Telçeker, Gülveren ve Başbuğ Karakollarına destek için gitmekti.
 
Birliğimizin manzarası çok güzeldi. Bir tarafta Ağrı Dağı, diğer tarafta İshak Paşa Sarayı. Ağrı Dağı, etek giymiş bir kadın gibiydi. Yanındaki Küçük Ağrı ise “esas duruşta bekleyen bir asker” gibiydi. Bazen kendimizi ona benzetirdik; seyretmeye doyamazdık.
 
2000 Yılında Terör Yoktu
 
Ağrıyı bırakın doğunun geneli aynıydı. Tek tük olay olurdu. Hatta ben “iç güvenlik” yani “Tim Eğitimi” alacağımı sanırken komutanlarımız terör bitti diyerek bize normal askeri eğitimi verdiler. 
 
PKK Halkın Umurunda Değildi!
 
Konuştuğum insanlar; PKK’nın zamanında halka çok baskı yaptığını söyleyip PKK’nın bitirilmesine seviniyorlardı. Halk “PKK bitti!” derdi her yerde. 
 
Kürt–Türk Sorunu Diye Bir Şey Yoktu
 
Doğubeyazıt halkı geçim derdine düşmüştü. Köylerde yaşayan vatandaşlar genellikle hayvancılıkla uğraşırlardı. İlçe merkezindekiler ise ticaretle… Genellikle çarşı iznine çıkan askere yaptıkları satışla geçinirlerdi. Bu yüzden halkla asker arasındaki ilişki çok iyiydi. 
 
Doğudaki Birinci, Batıdaki İkinci,
 
Askere gitmeden önce çevremde “Asker doğudaki halkı eziyor” diye sözler duyardım. Fakat Doğubeyazıt’a gittiğimde bunun yanlış olduğu hatta “Devletin halka inanılmaz toleranslı ve iyi davrandığını” gördüm. Bu yüzden “Doğudakileri birinci sınıf, batıdakileri ise ikinci sınıf vatandaş olarak düşünürdüm.” Çünkü çarşıya çıktığımda hemen bütün dükkanlar kaçak mal satardı. Bunu bölgedeki erden valiye kadar herkes bilirdi ama hiç kimse bir şey yapmazdı. Kaçakçılık orada meslek haline gelmişti. Oysa batıda bırakın kaçak sigara satmayı, dükkanında faturasız bir mal bulundursan maliye tepene binerdi.
 
Ayrıca düğünde, sünnette, neredeyse her kutlamada silahlarla havaya ateş edilirdi. Oysa batıda havaya silahla ateş edilmesini bırakın, düğünde yüksek sesle müzik çalsanız en az 10 tane asker-polis gelir düğününüzü kapatırdı
 
Nasıl Yaralandınız
 
Ağrı Dağı, 3500 rakımda “çevirme” üs bölgesinde bulunurdu. Buradaki birlik 45 günde bir değişirdi. Sıra bize gelmişti. 30 Nisan 2001’de değişim için intikal ettik. Mola verdiğimiz bir anda, 5-6 metre sağımdaki arkadaş yerde parlak bir şey olduğunu söyleyip oraya doğru giderken birden bire patlama oldu. Arkadaşımın gördüğü şey tuzaklı bir patlayıcıymış. Üç arkadaşım şehit oldu, 6 arkadaşım da yaralandı. Yaralılar arasında en ağırı bendim. Bütün vücudum yanıyordu, Ağrı Askeri Hastanesinde ameliyat oldum. Acil olarak beni ambulans uçakla Ankara GATA’ya götürdüler. Karaciğer, bağırsak, böbrek,… Plastik cerrahi, kalp, ortopedi, beyin ve sinir cerrahisinde 3 ayda 41 ameliyat oldum. Ayrıca bacağımı kurtaramayıp diz üstünden kestiler. Halen vücudumdan şarapnel parçaları çıkıyor. Yirmi gün önce vücudumdan 3 adet şarapnel parçası çıkardılar.
 
Gazi olduktan sonra…
 
En büyük desteği yine benim gibi gazi olan arkadaşlarımdan aldım. Biz Gazileri bizden başka kimsenin anlamadığını gördüm. Spor yaptım, ampute futbol oynadım. Sporun sağlığıma faydalarını gördüm.
 
İktidar BOP’a Hizmet Etmektedir
 
2000’de sıfır noktasındaki terörün, 2002 yılından sonra artarak devam etmesi insanı şaşırtıyor. Bana göre PKK terörü bilinçli olarak BOP kapsamında çıkarılmıştır. BOP’un İsrail, Amerika ve İngiltere’nin projesi olduğunu bilmeyen yok. Ayrıca birilerinin çıkıp ben “BOP Eş başkanıyım” dedikten sonra İsrail'e meydan okuması çelişki değil de nedir? Bizi yönetenlerin “Kürt Sorunu vardır” diyerek “PKK terör örgütünü” muhatap alması yanlıştır. Çünkü her dönem mecliste en az 100 Kürt kökenli milletvekili var. Eğer Kürt sorunu varsa o zaman Meclisteki Kürt kökenli milletvekillerinin muhatap alınması gerekir. Terörist Abdullah Öcalan'ın muhatap alınması yanlıştır.
 
Kürtler PKK’nın insafına bırakılmıştır.
 
2000 yılında APO ve PKK bitmişti ve kimsenin umurunda değildi. İktidar PKK ve onun başındaki caniyi muhatap alıp pazarlık yaparak Kürt kökenli vatandaşlarımızı PKK’ya mahkûm etmiştir. Ayrıca bunların çözüm diye adlandırdıkları şey Türkiye’yi parçalamaktır. Bölgede Kürt sorunu diye bir şey yoktur. Bu büyük bir yalandır! Bölgede “terör ve güvenlik” sorunu vardır.  
 
Şehit Aileleri ve Gaziler açısından bu durum içler acısıdır. Çünkü ülkemizi parçalayıp binlerce Şehit ve Gazi’ye sebep olan terör örgütünün muhatap alınarak Apo’nun itibarının düşünülmesi bizleri derinden yaralamaktadır.
 
PKK, HDP ve Apo, Kürtlerin temsilcisi olamaz. Bu durum bana göre Kürtlere yapılan en büyük hakarettir. Vatana ihanet edip devlete kurşun sıkan insanların çözümün bir parçası olarak gösterilmesi büyük bir çelişkidir.
 
SURİYE’de…
 
İnsanların evlerini terk ederek mülteci olmalarının, iş yerlerinin, fabrikaların bombalanmasının, tarihi yerlerin yıkılmasının ve çoluk çocuk demeden insanların katledilmesinin en büyük nedenlerinden biri Türkiye'nin yanlış politikalarıdır.
 
Hatırlarsanız Suriye’de savaştan önce muhalifler Esad'a karşı gösteriler yaptılar. Buna karşılık Esad taraftarları da Esad'a destek mitingleri yaptılar.
 
Ben bu süreci İstanbul'daki “Gezi Olaylarına” benzetiyorum. Çünkü İnsanlar Gezi’de demokratik haklarını kullanarak “İktidarın Politikalarını Protesto” etmeye çalıştılar fakat bu bile engellendi. İnsanlar ellerine Türk bayrağını alıp ailece Gezi’ye giderken, iktidar MİT’in koordinasyonunda, bilinçli olarak meydanlara PKK’yı soktu. Taksim Meydanı’nda Atatürk posterinin yanına bilinçli olarak Apo’nun resmi konuldu. Bilinçli olarak ellerinde satırlar, sopalar olan insanlar sokaklara gönderildi. Böylelikle işin masumiyeti bozulmuş oldu. Bu olay insanları alanlardan uzaklaştırdı. Ayrıca iktidar buna karşılık “Milli İradeye Saygı” adı altında mitingler düzenlediler.
 
Sonuç olarak ortaya çıkan bütün acıların kaynağında hükümet vardı. Yaşanan olayların Suriye’den tek farkı vardı! Suriye’de gerçekleşen Esad karşıtı gösterilere Türkiye her türlü desteği verdi ancak Türkiye’de gerçekleşen hükümet karşıtı protestolara Esad ya da başka bir ülkenin başkanı destek vermedi. Peki ne oldu şimdi? Katil denilen adam başkalarının iç işlerine karışmıyor ama ileri demokrat denilen kişi başka ülkelerin iç işlerine karışıyor! Herhalde balık baştan kokuyor.
 
Gazi İsmet Güldal
 
Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım