Bu haber 09 Mart 2015, Pazartesi 07:18 tarihinde eklendi. 1611 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bu dakikadan sonra bana dünyayı verseniz ne olur?

Gazi Koray Gürbüz'ün Gazi Hüseyin Sevik ile yaptığı röportajı.
Bu dakikadan sonra bana dünyayı verseniz ne olur?

 Gazi Hüseyin Sevik

 
Hatay/İskenderun doğumluyum. Meslek Lisesi’nibitirdim. Babam İskenderun Demir Çelik Fabrikası’nda işçi olarak çalıştığı için çocukluğum fabrikanın lojmanlarında geçti.  Fabrikayı Ruslar yaptığından olsa gerek yüzme havuzu, tenis kortları, spor salonları, amfi tiyatro gibi sosyal donatıları çok iyiydi.
 
Ben de askere gitmeden önce fabrikada CNC tezgâhında programcı olarak çalışıyordum.
 
Kına Yakıp Davulla,  Zurnayla, Halaylarla Askere Gittim
 
 
Hem Fabrikada hem de lojmanlarda herkes beni çok severdi. Hatta askere giderken fabrikanın ana nizamiyesinden en az 1000 kişi beni davullu zurnalı uğurladılar. Hiç unutmam annem de elimi kına yakmıştı.
 
İlginçtir ben askere hem amcamla hem de halaoğlu ile birlikte gittim. Askerlik Şb. Başkanlığına birlikte gidip muayene olduk. Üçümüz de doğuda askerliğimizi yaptık. Amcam Hakkâri’de, diğeri Batman’da yaptı.
 
Ben askerliğimi 1996 yılında yaptım. O zamanlar PKK terörü yüzünden doğudan her gün Şehit haberi gelirdi. Ben de elimden bir şey gelmediği için üzülüyordum.
 
Acemi eğitimi Kayseri Köşk Kışla’ya çıkınca üzüldüm. Fakat 3 ay komando eğitimi aldıktan sonra doğuya gönüllü olarak gitmek istedim ve Bolu Komando Tugayı’na gönderildim. Bolu’da 3 ay boyunca komando eğitiminden başka istihkâm yani mayın temizleme, muhabere yani telsizle haberleşme ile harita okuma ve ilk yardım eğitimi aldım.
 
DOĞUDA GEZMEDİĞİM YER KALMADI
 
Birliğim nerde operasyon varsa oraya giderdi. Diyarbakır: Lice, Kulp, Silvan kırsalı; Siirt: Pervari, Bağgöze, Karadağlar; Şırnak: Gabar, Besta Dereler, Ciraf; Van: Başkale kırsalı; Hakkâri: Şemdinli, Yüksekova ve Kuzey Irak’a operasyonlara gittim.
 
PKK 7 ÇOCUK KAÇIRDI
 
PKK, Şırnak Ciraf dağı yakınlarında bir köyü 3 teröristle basarak 15 – 16 yaşlarında 7 çocuğu Gabardağına doğru kaçırmıştı. Köye gittiğimizde herkes ağlayarak askerden yardım istiyorlardı.  Köylülerden birkaç kişi kılavuzluk yapmak için bizimle geldiler. Köylüler çocuklarını kurtarmak için en önden koşarak gidiyorlardı. Yaklaşık 3 saat sonra köylülerin sayesinde teröristleri yakaladık. Çocuklar zarar görmesin diye havaya doğru ateş açtık ve teröristler çocukları bırakarak kaçtılar. Köye geri döndüğümüzde köylüler tarafından bir kahraman gibi karşılanmıştık.
 
 
HER AN ÇATIŞMA İHTİMALİ VARDI
 
Bu yüzden çok tedirgindik. Mayına basmamak için keklik gibi kayaların üzerine basa basa ilerliyorduk. Siirt Pervari kırsalında Zafer Korkmaz adlı bir arkadaşım hemen önümde mayına bastı. O ana kadar mayının ne kadar tehlikeli olduğunun farkına bile varmamıştım.
 
Besta Derelerde; Şırnak Cudi - Gabar - Namaz dağı hattında, Şeyh Ömer Dağı’nın arasında kalan sorunlu bölge... Buradaki sorun hiç bitmez; terörist geçişlerin, sızmaların en fazla yaşandığı, çatışmaların en yoğun olduğu bir bölge. Tepenin yamacında ufacık bir bölük vardı, orada askerlik yapanlara Allah kolaylık versin dedirtirdi. Buz gibi soğuk ardından aşırı sıcak, insanı bezdirirdi. Orası bana çok şey öğreten, asla unutmayacağım, unutturmayacağım şeyler hissetmemi sağlayan yerdir.
 
MAĞARA DEĞİL SANKİ SÜPERMARKET!
Makilik olmasından dolayı 10 metre önünü göremezsin. Makilerin arasında uzun ince bir çam ağacı gördük ve şaşırdık. Oraya doğru ilerlerken kullanıla kullanıla yol olmuş bir patika bulup takip ettik. Bir ara bölük komutanı mola verdi. Molada yanımdaki arkadaşım tuvalete gideceğini belirtti. Timde izin alınmadan ne yemek yenir ne de tuvalete gidilirdi. İzin geldikten sonra arkadaşımın makilerin arasına gitmesiyle bağırması bir oldu. Gittiğimde “Yaklaşmayın! Mayın!” dedi. Etrafını taraya taraya dikkatlice yanına gittik. Arkasında 4, önünde 12 adet mayın bulduk. Mayınları izlediğimizde makilerin arasında taşlarla gizlenmiş, ufacık bir mağara girişi bulduk. Taşları temizledikten sonra ben içerigirmek istedim fakat sığmadım. Benden ufak bir arkadaşım belinin yarısına kadar girdi ve çıktığında içerde sandıklar olduğunu söyledi. Mağaranın ağzını insan geçecek şekilde açtık. Gözlerimize inanamadık. İçeride yüzlerce kalaşnikof, sandıklar dolusu mermi ve el bombası, bizim giydiğimiz askeri üniforma, bot, jeneratör, bidon bidon mazot, binlerce kalem pil, el feneri, iç çamaşırları, çoraplar, ilk yardım malzemelerive bol miktarda yiyecek vardı. Fakat bizim için en ilginci Amerikan askerinin kullandığı parka ve soğuk iklim elbiseleri ile balyalara sarılmış esrar ve eroin oldu. Helikopterle silahları gönderdikten sonra geriye kalan malzemeleri imha ettik.
 
BİRİNCİ
 
Hakkâri Aktütün Karakolu’nun basılma duyumu üzerine gece apar topar oraya gittik. Giderken sigara almaya fırsatımız olmamıştı. K.Irak’a doğru pusu attık. Teröristler gelmedi. Bölgede arama tarama yapmamız emri gelince Irak’a doğru ilerledik. Üç gün sonra sigarası olanların da sigarası bitmişti. Tim Komutanımız Osman Astsb. çok sigara içerdi ve nerde bir sigara kokusu alsa oraya doğru giderdi. Yemek molası için durduk, 3 arkadaş uygun bir yer bulup yemeğimizi yedik. Osman Astsb. yanımıza gelip, sigara istedi. Biz yok dedik fakat o ısrar ediyordu “Burada sigara kokusu var. Kim içiyor?” diyordu. Biz yine sigara yok dedik. O da arkanızdan sigara kokusu geliyor deyip arkamıza geçti. Yere eğilip bir naylon parçasını çekmesiyle teröristlerle yüz yüze gelmemiz bir oldu. Teröristlerin sığınağıymış orası vebirinin ağzında sigara vardı. Teröristler ateş açınca biz koşarak mevzi aldık. Teröristler mermileri bitene kadar ateş ettiler. Mermileri bitince bize seslenip teslim oldular. İçlerinden biri yaralanmıştı; yaralıyı helikopter ile hastaneye gönderdik. Diğer iki teröristin üzerinde patlayıcı olma ihtimaline karşı elbiselerini çıkarmasını istedik. Gözlerime inanamıyordum. Elbiseler bir türlü bitmiyordu! Üst üste giyilmiş 3-4 eşofman, şalvar, ayağına geçirdiği 5 çift çorap. Bir de kuşağı vardı. Nasıl bir kuşaksa beline sardığı, metrelerce uzunlukta… Elbiseleri çıkarınca o güçlü kuvvetli, iri yarı görünen adam gitti; kara kuru, cılız bir çocuk kaldı geride.Abilerinin T.C. askeri olduğunu, bu yüzden PKK’nın babalarına “bize de asker vereceksin” diyerek zorla kaçırdıklarını söylediler. Bu arada Osman Astsb. teröristlerin saklandığı mevziden 1 paket sigara bulmuş. Bize de ikram etti. O hengâmede hep beraber içtik.
 
İRAN SINIRI
Yüksekova’ya bağlı bir köyden 20–25 kişilik terörist gurubun 1000’e yakın koyunu zorla alıp kaçırdıkları haberi üzerine bizi teröristlerin geçiş bölgesi olan yere helikopterlerle attılar. İndiğimizde koyunları gördük fakat bizden 400–500 metre ileride İran sınırını geçmek üzereydiler. Birden koyunların arasından teröristler bize ateş açmaya başladılar. Karşılık verince adamlar hızlı bir şekilde İran’a girdiler. Bölük Komutanımız ateşi kesmemizi söyledi. Teröristlerin hemen önünde bir İran sınır karakolu vardı. İran askeri duruma müdahale eder derken teröristler karakolun önüne kadar gidip İran askerleri ile konuşmaya başladılar. Bir süre sonra karakoldan birisi PKK’lı teröristlere çay getirdi. Bir süre sonra teröristler koyunlarla birlikte karakolun arkasından gözden kayboldular. Gece orada bekledik.İran sınırında karakolun olduğu yerde ise bir sürü araç gelip gidiyordu. Işıkları her tarafı aydınlatıyordu. Sabah hava aydınlanınca sınırda binlerce İran askeri görüp şok oldum. Bölük Komutanı ateş etmememizi söyledi. Sonra biz ve onlar karşılıklı olarak geri çekildik. O tarihte İran PKK’ya destek veriyordu.
 
VURULMA
Güven dağından operasyondan dönmüştük. Gece saat 03:00 sıralarında telsizden gelen çatışma haberi ile uyandım. Bir grup terörist Türkiye-İran sınırındaki Tekeli Karakolu'nu basmış. Yardım için hazırlandık sabah saat 06:00 sıralarında helikopter ile bölgeye gitme kararı verildi. Fakat teröristlerin kalabalık olmasından dolayı askeri araç ile gittik. Karakola gittiğimizde karakolun her tarafından duman çıkıyordu. Duvarları  kevgire dönmüştü. Teröristlerin Mirgesan Dağı istikametine gittiklerini öğrenince o yöne doğru giderek takibe başladık. Akşama kadar yürüdük. Gece olunca teröristler bizi durdurmak için 3 defa taciz ateşinde bulundular. Sabah güneş tepelerin arasından tam çıkmak üzere iken pusuya düştük. Ben en arkada artçı timdeydim. Bölük Komutanı sağ taraftaki kayalık tepeye dikkat edin demesine fırsat kalmadan o bölgeden yoğun bir ateş gelmeye başladı. Teröristlerin bu kadar kalabalık olduğunu tahmin etmiyorduk. Etrafımızı sardılar. Üç tarafımızda teröristler, bir yanımızda uçurum vardı. İlk hedef seçtikleri kişi ben oldum. Çünkü elimde telsiz ve kanas vardı. İlk ateşte vuruldum. Sağ arka çaprazımdan gelen kurşun omuriliğimi kesmiş. Ardından her taraftan mermi ve roket gelmeye başladı. Beni vurduklarının farkındaydılar. Öldürebilmek için ateş ediyorlardı. Arkadaşıma "Vuruldum. Belden aşağısını hissetmiyorum" dedim. O da "Dalga geçme" dedi. Elini attı, baktı, kan... "Vurulmuşsun Hüseyin" dedi. Ben vurulduktan sonra oradaki köklerden birinin arkasına geçmeye çalışırken ikinci kurşunu da dalağıma yedim. Roketlerden biri benim çok yakınıma düştü. Elbiselerim, botum, her yanım yandı. Bot ayağıma yapışmıştı. Çatışma yaklaşık 2 saat sürdü. Helikopterle hastaneye giderken yanımda benden başka 4 yaralı ve bir Şehitvardı. O şehit “Vanlı Tahir Özbey’di”. Arkadaşımdı…"
 
Derler ya "Her şey bir film gibi gözümün önünden geçti". İşte öyle oldu. Yaptıklarım, yapamadıklarım birer birer gözümün önünden geçti. Hakkâri’de ameliyata girene kadar bayılmadım; her şeyi görüyordum. Hayatımda doktora gitmemiştim o güne kadar. Ondan sonra da doktordan çıkamadım zaten. Helikopter bizi hemen Hakkâri’ye götürmüştü. Ameliyata alındım. Doktorlar dalağı çıkararak iç kanamayı gidermiş. Sonra da askeri helikopterle Diyarbakır'a göndermişler. Tekrar ameliyata alınmışım. 14 gün de yoğun bakımda kaldım. Kendimde olduğum zamanlarda her şeyi duyuyordum. Bir doktor şunu söylemişti başımda: "3 güne kalmaz morga indiririz!" Ben 14 gün sonra yoğun bakımdan çıkınca doktora söylediğim ilk şey de şu oldu: "Ben ölmeyeceğim, yaşayacağım!" Komutanımız gelip "Niye böyle söyledin?" dedi. Ben de her şeyi duyduğumu anlattım.
 
EVE DÖNÜŞ;
Yaklaşık 4 ay sonra hava değişimine İskenderun’a gittim. Ambulans İskenderun’a yaklaşınca durdurup zorla sedyeden kalkarak ön tarafa oturdum. Arkadaşlarımın beni sedyede görmelerini istemedim. Demir Çelik Fabrikasının ana nizamiyesine geldiğimde gözlerime inanamadım. En az 5 bin kişi beni karşılamaya gelmişti. Konvoy yapıp eve kadar götürdüler. Giderken herkes korna çalıyordu. Evin önüne geldiğimde kalabalık dahada arttı. Kardeşim ambulansın kapısını açıp beni kucağına alıp taşıyarak yukarıya götürünce herkes birden sustu. Benim yürüyemediğimi, felç kaldığımı bilmiyorlardı. Evimiz dördüncü kattaydı, asansör yoktu, kucakta taşındım! Yaşadığım en büyük travma o oldu. 22 yaşında sapasağlam bir insandım, kimseye muhtaç değilken, bir anda kucakta taşınmaya başlamıştım.
 
SPOR BENİ HAYATA DÖNDÜRDÜ
 
3 yıllık fizik tedavi sonrası hayata yeniden bağlandım. İlk zamanlar çok zor oldu fakat hayata sporla bağlandım. Okçulukta ve eskrimde uluslararası yarışmalara katılarak dereceler aldım. Milli takımın ilk sporcularından biri oldum. Çeşitli illerde folklor gösterilerine katıldım.
 
ASKER İÇİN MEKTUP
 
Mektup çok önemlidir. Her fırsatta aileme mektup yazardım. Dağın başında olsak bile mektuplarımızı helikopterle gönderip, alırdık. Helikopter üs bölgesine geldiği zaman herkes koşar ve mektubu var mı diye merak ederdi. Mektup geldiği zaman dünyalar benim olurdu. Bana gelen mektupları tekrar tekrar okurdum. Özellikle kız arkadaşımdan gelen mektupları. Bir kız arkadaşım vardı. Onunla evlenmeyi düşünüyordum.Mevziimde, yemek molasında, su molasında, uyandığımda, yürürken, her fırsatta ona mektup yazardım; içinde birbirimiz olan hayaller kurardık. Düğünümüz şöyle olsun, şunu çağıralım, yemekte şunu verelim, ev eşyası şunu alalım, kaç çocuğumuz olacak, çocuklarımızın ismi ne olacak gibi şeyler yazardık. Vurulduktan sonra o evlenmek istedi fakat ben istemedim. Böylesi daha doğruydu.
 
TELEFONLA GÖRÜŞME
Hakkâri’ye gittikten sonra yaklaşık 7 ay ailemle hiç telefonda görüşmemiştim. Ta ki Hakkâri Güven dağındaki operasyondan Şemdinli’deki üs bölgesine dönene kadar. Çok yol yürümüştük ve yorgun düştüğümiçin gelir gelmez uyudum. Saat 23:30 sıralarında uyandım, biraz hava almak için dışarı çıktım. Birinin telefonla görüşme sesi geliyordu; sesin geldiği yöne doğru gittim. Bir Astsubay ailesi ile telefonda görüşüyordu. Ona 7 aydır ailemle telefonda görüşmediğimi söyledim, oda nasıl olur diyip bana telefonu verdi. Evi aradım; annem açtı. “Anne” deyince, o heyecandan ağlayarak bağırmaya başladı. “Hüseyin nerdesin?” diyordu, merak etmemesini durumumun iyi olduğunu söyledim. Aslında telefonda konuşmuyorduk, karşılıklı ağlıyorduk. O görüşmeyi hiç unutmam. Annem, vurulduktan sonra da bana çok iyi baktı. Mutlu olmam için her şeyi yapardı. Üzüntüsünü belli etmemek için çok çaba harcıyordu ama gece olunca onun gizli gizli ağlama sesini hep duyardım.Bana hiç sıkıntısını söylemedi; hep içine attı. Hasta olduğunu bile vefat ettikten sonra öğrendim.
 
HAKKIM VAR HAKKIMI HELAL ETMİYORUM
20 yıldır acı çekiyorum. Saniye sekmeyen ağrılarım var ve bunun bir çaresi de yok. 20 yıldır acısız bir gün bile uyuyamadım. Devlet büyükleri bize basın karşısında “Size ne yapılsa azdır!” diyorlar. Ben de buradansoruyorum “Peki ne yaptınız?”
 
Madem PKK ile anlaşacaktınız, madem  APO sonunda “barış güvercini” olacaktı, neden bizi kurbanlık koyun gibi ateşe gönderdiniz? Neden ben tekerlekli sandalyeye mahkûm oldum?
 
Bu ülke bir garip oldu. Azıcık sesimizi çıkarsak bize “Sana iş veriyoruz, maaş veriyoruz, daha ne istiyorsun” diyorlar. Ben de onlara diyorum ki: “Bu dakikadan sonra bana dünyayı verseniz ne olur?”
 
Gazi Koray Gürbüz
 
Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
gazi mahmut - 2015-03-10 09:28:58 - Kullanıcıya Mesaj Gönder - Editöre Şikayet Et
SENİN YAŞADIĞIN DUYGULARIN AYNISINI BİZDE YAŞIYORUZ. BİZİM İÇİMİZDEN GEÇENLERİ SÖYLEDİN KARDEŞ YÜREĞİNE SAĞLIK.

3 kişi beğendi 0 kişi beğenmedi

Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım