Bu haber 02 Mart 2015, Pazartesi 08:19 tarihinde eklendi. 882 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gazi Olmak İçin İlla Kaçakçı mı Olmak Lazım

Gazi Cemil Şenoğlu'nun Gazi Kadir Özbayar ile Reportajı.
Gazi Olmak İçin İlla Kaçakçı mı Olmak Lazım

SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?

 

Ben Karabük ili Ovacık’a bağlı Beydil köyünde doğdum. 2 kız çocuğum var.

 

Askere gitmeden önce Babam ile birlikte Çiftçilikyapmaktaydım. Fakat şimdi, Sağlık nedenlerim ve kullandığım ilaçlardan dolayı çok fazla iş yapamıyorum.

 

ISPARTA

 

Acemi eğitimi için Isparta Dağ Komando Okuluna gittim. Orada 33 gün kaldım ve Komutanlarımız Sporu ve Atışı iyi olanları ayırarak Bolu Komando Tugayına gönderdiler. Orada 4 ay Komando eğitimi aldım ve Şırnak’a gittim.

 

IRAK SAVAŞI

 

Irak – Amerika Savaş vardı. Şırnak çok karışıktı. Irak tarafından sürekli çatışma ve Bombalama sesleri geliyordu. O dönem Şırnak’ta bulunan Çekiç Güç’teki Amerikan askerleri Konvoylarla Irak’a gidiyorlardı. 

 

Herkes Saddam’ın kimyasal silah kullanma ihtimali karşı tedirgindi. Bizlere Gaz Maskesi dağıttılar. Halkta Kimyasal silaha karşı evlerinin Kapı ve Pencerelerine  Naylon kaplıyordu.

 

 

KARA KURU BOZ BİR ARAZİYİ 

Topraktan yapılmış evleri ilk defa Şırnak’ta gördüm. Şırnak benim doğup büyüdüğüm Karabük ve Zonguldak’a hiç benzemiyordu. 

İlk gittiğimde birliğim Şenoba - Şihan Karakolunda idi. Karakol bir askeri birliğin bulunabileceği en tehlikeli yerlerden birinde konuşlandırılmıştı. Aynı zamanda tutulması da en az o kadar kritik önem arzeden bir noktadaydı. Bir tür kartal yuvası gibi, sıfır hattında. 

1991 yılında PKK çok kalabalıktı. Çünkü Irak’ta Savaş’tan kaçan Mültecilerin arasında PKK’lı teröristlerde sınırı geçiyordu. Karakol basmaya en az 200 kişi giderlerdi. Her gün bir yerlerde çatışma haberi gelirdi.

PKK HER GÜN  BİR KÖY BASIYORDU

Köylüler PKK’dan çok korkardı. Her köyde muhbirleri vardı, eğer biri Askere yardım ederse hemen ertesi gün, PKK onu ibret olsun diye köyün ortasında herkesin görebileceği yerde İnfaz ederdi. 

Hata bir gün dağda, Hilal köyünden bir Çoban’la karşılaştık, bizi görünce kaçtı, yakaladık bize “Eğer PKK sizinle konuştuğumu görürse, beni size yardım ediyor diye öldürürler” dedi. 

KORUCU İLE ABİ KARDEŞ GİBİYDİK  

Onlara arkama bakmadan güvenirdim. Timin en önünde giderlerdi, Girdikleri her çatışmada mutlaka terörist vururlardı. Bir Korucu vardı onunla sık sık sohbet ederdim. PKK, Kardeşini “Askere yardım ettiği için Köyün ortasında Kurşuna dizmiş”, bu yüzden PKK’ya karşı çok büyük nefret duyardı. 

BARKON 

Operasyona giderken bize Kumanya olarak; Sulu köfteSarma, Kavurma Konservesi verirlerdi.  Konserve yemekten bıkmıştım. Özelliklede Barbunya. Fakat Korucular Konserveyi çok severlerdi. Biz Konserve verirdik onlar bize Ekmek, Peynir. O peynirin tadını unutmam mümkün değil. 

BİTMEYEN SU - BİTMEYEN SİGARA;

Askerlikte çözemediğim bir arkadaşlık sistemi vardı, örneğin 1 sigarayı 10 kişi içerdik ve yine de bitmezdi, onun tadı bir değişik oluyordu. SU’da öyleydi; 1 mataradan 20 kişi su içerdi, su döner gelir ve hala su var. Normal şartlarda matarayı bir dikişte bitirirken, dağda 20 kişi içer, yine de bitmezdi

KAÇAKÇI KATIR

Sınırda pusu attığımız zaman, genellikle Pusumuza kaçakçı Katırları çıkardı. Ertesi gün arama tarama yaptığımızda Kaçakçı değil ölü katırlar buluyorduk. Bir keresinde 4 katır vurduk, yaptığımız aramalarda; Çay, Şeker, Sigara ve Esrar bulduk. Tim olarak katırların başıboş gitmelerine şaşırırken,bir korucu bu katırların özel eğitildiğini, Irak’tan bırakıldığı zaman sınırı geçip sınırdaki kaçakçıya kadar gittiğini öğrendik. 

VURULMAKTAN DEĞİL, MAYINA BASMAKTAN ÇEKİNİYORDUM

Ben öncü idim, PKK pusu attığı zaman genelde öncüye değil, timin ortasını yada ağır silahı hedef alırdı. 

Tezkereme 10 gün kala Bolu’ya geri dönmek için Konvoy bekliyorduk. 07 Temmuz 1991 günü apar topar Gabar dağında bulunan Alkemer Karakoluna, teröristler tarafından basılacağı duyumu üzerine takviyeye gittikKarakolda 35 asker vardı, biz 4 tim, 100 kişi gittik. 

Karakolu iki tepenin arasında, Alkemer köyünün yanına konuşlanmış yaklaşık 40 hane vardı. Doğuda gördüğüm en büyük köydü. Karakolu görünce Arkadaşlarımla buranın çok basit bir şekilde basılacağını tahmin ettik ve mevzilerimizi büyük kayalarla güçlendirdik. 

Gece saat 19:00 sıralarında mevzilerimiz hazırlayıp tam dinlenelim derken yukardaki tepelerden Karakola Onlarca Roket atılmaya başlandı. Kafamızı kaldıramıyorduk. Sonra arkadaşlarım “SIZMA VAR” diye bağırdı. Önüme 3 tane el bombası attım. Attığım yerde bir bağırma sesi geldi. Kafamı kaldırdığımda, kafama bir şey çarptı ve yere düştüm. Ayağa kalkamıyordum. Bu şekilde bir süre yattım. Yanımdaki arkadaşım kolundan vurulunca ben zorla kalkarak Tüfeğimle gelişi güzel ateş etmeye başladım. Bir ara yan tarafıma baktığımda bazı köylüler evin damına çıkmış bizi izlediklerini gördüm. Birbirlerine işaret ediyorlardı. Bir süre sonra kendimi kaybettim. 

Gözümü Şırnak Devlet Hastanesinde açtım. Kafam sarılıydı. Oradan Diyarbakır’a ve sonra Ankara GATA’ya gönderildim. Doktorumun söylediğine göre kafatasıma bir kurşun saplanmış ve onu çıkarmışlar.

Sonradan öğrendiğime göre çatışmada İstanbullu İbrahim Koparır adlı arkadaşım şehit ve 5 arkadaşımda yaralanmış.

İLLA GAZİ OLMAMIZ İÇİN KAÇAKÇILIK MI YAPMAMIZ GEREKİR. 

GATA’dan taburcu olduktan sonra Köyüme gittim. Bir süre sonra kafamda ağrılar başladı. SİGORTAM olmadığı için Devlet hastanesi yerine özel doktora gittim, bana genellikle ağrı kesici verip gönderiyorlardı. 

Bu durum beni Psikolojik olarak etkiledi. Derken bir doktor bana GAZİ olman gerektiğini söyledi. İlk önce ne yapacağımı bilemedim, Bir arkadaşım Ankara GATA’ya gitmem gerektiğini söylese de, Param olmadı için gidemedim. 

Doktorumun zorlamasıyla 2008 yılında Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine gittim. Orada bana 30.10.2008 tarih ve 1107 sayılı rapora göre ““Askerde yoğun çatışmaya girme nedeniyle, Tedavim ve Düzelme durumum olmayacak şekildePosttravmatik stres bozukluğu” raporu verildi. 

Ardından GATA 09.05.2012 gün ve 3708 sayılı raporuna göre “Askerlik hizmetinde yaşadığı Travmaların sebep ve tesiri ile Organik nedenlere bağlı Ruhsal Bozukluk” tanısı konmuştur. 

Sonra GATA Profesörler Kurulunun 24.03.2014 gün 24 nolu Raporuna göre Vurulmam sonucu, “Kafa travmasının beynimde hasara yol açması ve bunu bugünkü Nöropsikiyatrik semptomlara sonuçlanması mümkündür” raporu verildi. 

Ancak; 

SGK’na Gazi olmak için başvuruda bulunmama rağmen, SGK aradan 21 yıl geçmesi ve bu durumun Askerlikle bağlandırılmaması gerekçesi ile reddetti.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açtığım davada ise yine aynı sebepten dolayı Davayı kaybettim ve Gazi olamadım.

KAÇAKÇI BİLE ŞEHİT SAYILDI

Bugün Uludere’de Kaçakçılık yaparken ölen 34 kişiye Devletimiz “şehit denilerek Tazminat ödeyip, Maaş bağladılar”. Hatta PKK ile mücadelede şehit düşen askere 61.000 TL verirken, Kaçakçıya 124.000 TL ödediler.  

Ben PKK terör örgütüne karşı yürütülen operasyonlarda, çatışmaya girdim ve vuruldum. Kafamda Teröristlerin sıktığı kurşunu çıktı. Yanımda birçok arkadaşım şehit oldu. Birçok arkadaşım Kolunu bacağını kaybederek gazi oldu.  

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım