Bu haber 09 Şubat 2015, Pazartesi 08:43 tarihinde eklendi. 1745 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Vuruldum sakat kaldım bu kadar canım yanmadı

Gazi Koray Gürbüz'ün Gazi Ümit Kaplan ile Reportajı
Vuruldum sakat kaldım bu kadar canım yanmadı
Askerliğimin Bitmesine 3 Gün Kala Gazi Oldum

Gazi Ümit KAPLAN
 
SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?
 
Ben Yozgat doğumluyum fakat İnegöl’de ikamet etmekteyim. İnegöl’de mobilya üretim işi ile uğraşıyorum. Üç çocuk babasıyım.
 
ASKERLİĞİNİZİ NEREDE YAPTINIZ?
 
Askerliğimi deniz piyade olarak Güneydoğu’da yaptım. Benim için ilginç bir hikâyedir. Bir gün televizyon izlerken teröristlerin iki yolcu minibüsünü durdurarak yolculardan 15 kişiyi kurşuna dizip öldürdüğünü, 13 kişiyi de yaraladığını görüp çok üzüldüm. Doğudan gelen şehit haberleriyle sönen ocakları, yokluk içinde ailesini bırakıp askere gidenleri gördükçe içimden bir şeyler kopuyordu. Bu yüzden Allah’ıma “bana bu ölen masum insanlar ve Şehitler için mücadele etmeyi nasip eyle” diye dua ederdim.
 
Askerliğim denizci olarak Çanakkale Geyikli’ye çıkınca çok üzüldüm; günlerce uyumadım. Bir gün Deniz Amfibi Piyadenin, Şırnak’ta birliği olduğunu ve oraya da gitmenin tek şartının “Gönüllü” olmak olduğunu öğrendim. Hemen komutanıma gidip Şırnak’a gitmek için gönüllü olmak istediğimi söyledim. Böylece denizci olmama rağmen Şırnak Maden’e gittim. 
 
TERÖRİSTLERİN GEÇİŞ BÖLGESİ
 
Bulunduğumuz üs bölgesi hâkim bir noktadaydı. Birliğim Cudi dağına operasyona giderdi. Zirvesi çanak şeklinde etrafında Gabar, dağı, Namaz dağı, Toşimiye vadisi gibi dağ silsilelerinin olduğu bir bölgeydi. 
Cudi dağı teröristlerin geçiş bölgesi yani oradan Irak’a, Gabar dağından Siirt’e, Mardin’e geçmek çok kolaydır. Bu yüzden sürekli çatışmalar olurdu. 
 
KURU EKMEK ve TUZ
 
Acemi birliğimde Çanakkale şehitliğine arkadaşlarımla gitmiştim. Orada bir birliğin yiyecek listesinde öğle yemeğinde “Yarım Ekmek ve Tuz” yazıyordu. Arkadaşlarımla ekmek tamam da tuzdan öğün olur mu diye düşündük. 
Cudi’de bulunduğumuz yere kumanyamız yol olmadığı için helikopterlerle gelirdi. Haftada 3 ekmek, 3 şişe su ve konserve. Ekmeğimiz bir süre sonra çok sert olurdu, taş gibi.  Yemek için genellikle biraz su ve tuz kullanırdık. Aklıma Çanakkale’deki askerler gelirdi ve çok duygulanırdım.
 
 
TİMİN EN ÖNÜNDE HEP O GİDERDİ
 
Bir gün birlikte bir yavru köpek buldum. Ona bir miktar yiyecek verdim o da peşime takıldı ve nereye gidersem oraya gelmeye başladı. Derken timdeki diğer arkadaşlarım da ona bakmaya başladılar. Efe adını koyduk. Onun için bir hücum yeleği diktirdik, ceplerine onun suyunu ve yiyeceğini koyduk. Bizim timin bir parçası olmuştu. Bir gün gece operasyonda bir dereyi geçerken Efe timin önüne geçip timi durdurdu. Biz gitmek istiyoruz fakat o bize engel oluyordu. Hatta gitmememiz için tim komutanımızın botunu ısırdı. Biz de mecburen ilerlemekten vazgeçtik. Bir süre sonra öğrendik ki, derenin hemen 300 metre ilerisinde yaklaşık 100 kişilik bir terörist gurubu pusu atmış. İnatçı Efe bizim hayatımızı kurtarmış oldu.
 
NEREDE GAZİ OLDUNUZ?
 
Askerliğimin bitimine çok az bir zaman kalmıştı. Kuzey Irak’a operasyon düzenlenecekti. Komutanımız bizim tim tezkereci olduğu için götürmek istemedi. Fakat bizim ısrarımız üzerine götürmek zorunda kaldı. 45 gün Zap Vadisi’nde operasyona katıldım. Askerliğimin bitimine 3 gün kala, gece içimde tarif edilmez bir duygu hissediyordum. Hem silah arkadaşlarımdan ayrılmanın hüznü hem de eve gitmenin sevinci. Ertesi gün 13.09.1997 tarihinde, dönüş yolunda çok tehlikeli bir yerden geçiyorduk. Birden sağdan soldan ateş gelmeye başladı. Ben, hemen ilerimdeki tepeye çıkarsam arkadaşlarımı korurum düşüncesi ile tepeye doğru yöneldim. Uygun bir yerde ayağa kalktım ve 25 metre ilerde 3 teröristin arkadaşlarıma ateş ettiğini gördüm.  Hemen oraya el bombası attım. Bunun üzerine diğer teröristlerin hepsi bana ateş etmeye başladılar. Üzerime doğru çok yoğun bir ateş vardı. Ben de onlara karşılık veriyordum. Bu sırada timim toparlanarak pusudan çıktı. Arkadaşlarım yanıma geldiğinde her yerimin kanlar içinde olduğunu fark ettim. Yaralanmıştım fakat farkında değildim. Sonra hastanede öğrendim 7 kurşun çıkarmışlar; bir kurşun halen içerde.
Çok zorlu bir hastane sürecim oldu. Sayısını bilmediğim kadar ameliyat oldum. Doktorlar bana omuriliğimden vurulduğumu bu yüzden yürümemin imkânsız olduğunu söyleyince dünyam yıkıldı. Fakat bir yandan da Gazi olduğum için gurur duydum.
 
DOĞU’DA ASKERLİK YAPMAK NASIL BİR DUYGU?
 
Şırnak’a giden bütün Denizciler gönüllü yani ölmeyi göze alanlardan oluşuyordu. Arkadaşlarımın hepsi birer aslan parçasıydı. 
Onlarla birlikte askerlik yapmak büyük mutluluktu. 
Benim için askerlik; ekmeğimizi paylaşmak, aynı mataradan su içmek, 
-19 derecede pusuda uykusuz kalmak, 
çatışmada silah arkadaşının gözüne bakıp onu anlamak, 
tozlu battaniyeye sarılmak, 
tepemizden geçen mermilerin seslerine aldırmadan en doğru hamleyi yapmak demek. 
Güneşin kavurucu sıcağında, sırt çantamızın ve elimizdeki silahın her adımda ağırlaştığını hissetmektir. 
Pusu atmak için mevzi aldığımızda dağlara ait olduğumuzu düşünmek, 
tepemizden geçen uçakların ışıklarını taciz ateşi sanmak, 
altı saat boyunca dik bir dağı tırmanmak, çarşı izninin olmaması ve yıllık izine de gönderilmemektir. 
Fakat tüm bunlara rağmen ara sıra oraları özlemek ve kendinle “ONUR” duymak demektir askerlik.
 
Benim için asker ocağı bir kardeşlik yuvasıdır. Orada siz vatanın ne demek olduğunu öğrenirsiniz, birlik ve beraberliğin anlamını kavrarsınız. Bu vatanın hepimizin vatanı olduğunu fark edersiniz. Yurdun dört bir yanından gelen askerlerle nöbet tutunca, çatışmaya girince adalet duygunuz da gelişir. 
 
Bu yüzden, “Fakirin evladı canını hiçe sayıp kendini kurşunun önüne atarken diğer bazılarının sadece parası var diye, bedelliyle askere gitmemesi hem etik değerlere hem adalet anlayışına terstir.” 
 
Vatan görevi diye kabul edilen ve peygamber ocağı olarak nitelendirilen bu derece kutsal bir görevin maddi bedeli olamaz. O şehitlerin hakları parayla ödenmez. Bedelli uygulamaları ne eşitliğe ne adalete sığar. On tane evladım olsa onunu da gönderirim diyen yüreği yaralı anne gibi düşünemiyorsak yazık bize. Askerliğin bedeli, herkes gibi o kışlaların havasını soluyarak olur. 
 
VURULDUM SAKAT KALDIM BU KADAR CANIM YANMADI
 
Benim için vurulmaktan daha kötü bir olay Kuzey Irak’ın Süleymaniye kentinde, 4 Temmuz 2003 tarihinde bizim özel kuvvet birliklerine bağlı 11 askerin başına “çuval” geçirilmesi olayıdır. Çuval olayı beni çok etkilemiştir.
 
Bana göre Cumhuriyetin ilan edilişinden bu yana ülkemizin başına gelen askeri olarak en kötü hadise odur. Belki de tek kötü hadise Çuval olayıdır.
 
Beni çok üzen bir diğer olaysa imzasız bir mektup ile Van Özel Harekât Timi’nin bütün elemanlarının tutuklanmasıdır. Kimin yazdığı belli olmayan, imzasız bir mektupla çatışmada 3 terörist askerler tarafından katledilmiştir deniyor ve o askerler tutuklanıyor! Bu nasıl bir mantık?
 
Bizi yönetenlerin niyeti iyiymiş? Nasıl bir niyettir bu? Bu ülke için savaşıp, çarpışıp hatta Gazi olmuş komutanlar içerde, teröristlerse dışarıda! Devleti kör etti bunlar. Türk Milleti şunu bilsin! Açılımı keramet sayanlar şunu bilsin! Müslümandan oy alıp gâvurun hakkını savundu bunlar. İhanetin adını da AÇILIM koydular. 
 
Yıllardır hastanede “Vatan ve Bayrak” için vurulup felç olan, bacağını kaybeden, gözünü kaybeden Gazi arkadaşlarımı görüyorum. Bu arkadaşlarımın çektiği ıstırabı tarif edemem. Bu arkadaşlarımın vatan üzerinde hakkı var. Bizi görmezden gelen, kahraman evlatlarımızı zindanlara atan açılımcılara hakkımızı haram ediyorum.
 
Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım