Bu haber 12 Ocak 2015, Pazartesi 14:15 tarihinde eklendi. 2097 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Devlet bize bakmadı

Gazimiz Koray GÜRBÜZ'ün Röportajı.
Devlet bize bakmadı
Sizi Tanıyabilir miyiz?

 

 

Ben Elazığ’da doğdum ve büyüdüm. 1982 yılında eşim Ferhat Bulut ile evlendim. Kendisi Elazığ Devlet Hastanesinde Sağlık Memuru olarak çalışıyordu. Benim bir çalışma hayatım olmadı; ev hanımıyım. İki kızım ve bir oğlum var.

 

 

29 Haziran 1999 tarihinde PKK elebaşı, terörist Abdullah Öcalan hakkında idam kararı verildikten sonra terör örgütü yandaşları ilk kanlı eylemini Elazığda yaptı. Apo’ya idam kararı verildikten 2 gün sonra 01 Temmuz 1999 tarihinde eşim Ferhat Bulut işten çıkıp eve geldi. Yemek yiyip akşam namazını kıldı ve kahveye gideceğini söyledi. Kahveye gitmemesini söyledim. Hatta gitmemesi için ısrar ettim. Bana polis arkadaşlarıyla buluşacağını, söz verdiğini ve gitmesi gerektiğini söyleyerek gitti.

 

 

Kahvehanede polis arkadaşlarıyla buluşmuş. Saat 21.40 sıralarında Yeni Mahalle'deki Poyraz Kıraathanesi’nin önüne ellerinde çocuk kundağıyla gelen ve kendilerine aile görüntüsü veren biri kadın diğeri erkek iki terörist kundakta sakladıkları uzun namlulu silahları çıkararak, rastgele ateş etmişler. Saldırı sonucu eşim yaralı olarak hasteneye kaldırılmış fakat tüm müdahalelere rağmen kurtaramamışlar. Olayda kahvede bulunan 4 kişi şehit oldu, 8 kişi de yaralandı.

 

 

Olaydan Sonra Ne gibi Zorluklar Yaşadınız?

 

 

Eşim teröristler tarafından katledildikten sonra 3 çocuğumla ortada kaldım.  Çocuklarım çok küçük ve bakıma muhtaç oldukları için çalışamadım. Çok zorluk ve yoksulluk çektim.

Eşim teröristler tarafından şehit edildiği için herhalde devlet bana bakıp ufak da olsa bir maaş bağlar diye düşündüm fakat maaş bağlanmadığı gibi tazminatımı bile mahkeme yoluyla 5 yıl sonra alabildim.

Eşim şehit olduğunda 21 yıllık memur olduğu için emekli edilip maaş bağlandı. Fakat aldığım maaş ile ne çocularımı okutabildim nede sosyal bir hayatımız oldu.

Büyük kızımı maddi durumumuz iyi olmadığı için lise birinci sınıftan almak zorunda kaldım. Kızım o küçük yaşta tezgâhtarlık yaparak eve destek olmak zorunda kaldı.

Ortanca kızımı yine maddi sıkıntılardan dolayı üniversiteyi kazanmasına rağmen gönderemedim. O da eve destek olmak için genç yaşta çalışmaya başladı.

Şimdide en küçük oğlum iyi bir üniversitede okumasına rağmen maddi sıkıntılardan dolayı okumak istemiyor. Oğlum 3 yaşından beri baba sevgisinden yoksun büyüdü. Bana sürekli babasını sordu; açıklayamadım. Söyleyemedim. Yıllarca yaşadığımız yoksunluktan dolayı bana babam olsaydı başımıza bunlar gelmezdi dedi.

Devlet, Şehit Ailelerine memuriyete girişlerde kolaylık sağlıyor. Örneğin, polislik sınavında aldığı puana göre kontenjan ayırıyorlar. Oğlum buna güvenerek Polis Kolejine gitti, sınavı kazandı. Fakat babasının “Şehitlik” belgesini veremediği için giremedi. Aynı olayı Hava Harp Okulu sınavlarında da yaşadık. Devlet bize bir “Şehitlik Belgesi” bile vermedi.

Sonuç olarak; Çocuklarımın okumamasının tek sebebi Devlettir çünkü devlet bize bakmadı.

15 yıldır büyük fedekarlıklarla çocuklarımı büyüttüm. Devlet yanımda hiç olmadı ama devlete hiç küsmedim. Fakat beni asıl üzen; Uludere’de kaçakçılık yapanlar ölünce politikacılar, bürokratlar, valiler, herkes seferber oldu. Hemen devlet tarafından kanun çıkarılıp “şehit” ilan edildiler. “Vatan için şehit olanların ailelerine 61.000 TL verilirken, kaçakcılık yapana 125.000 TL verdiler.”

Bize de kaçakçılar için çıkarılan “Sivil Şehitlik” kanunu sebebiyle maaş bağlandı. Ağustos 2014 tarihinde bana 380 TL, oğluma 160 TL şehitlik maaşını uygun gördüler.  Bu maaş oğlumun 1 aylık okul masrafı bile değil.

 

 

Şehitlik Haklarından Tam olarak Yararlanıyor musunuz?

Devletin, Şehit Ailelerine iş hakkı, konut kredisi, okuyan çocukları için eğitim desteği, serbest dolaşım kartı gibi haklar verdiğini duyunca, en azında küçük oğlum üniversiteye gidip gelirken otobüsten ücretsiz yararlansın dedim. Geçen hafta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Şehit Gazi Daire Başkanlığı’na gittim. Fakat bir kez daha yıkıldım. Bu haklardan benim yararlanamayacağımı, bu hakların sadece görev esnasında şehit olanlar için olduğunu öğrenince yıkıldım.

Oradaki memura eşimin Şehit olup olmadığını sordum.“Şehit” dediler fakat haklardan yararlanma konusunun farklı olduğunu söylediler.

 

 

Yaşadığınız sıkıntılardan dolayı ne düşünüyorsunuz?

Eşim Elazığ’da 5 bin kişinin katıldığı cenaze töreniyle, "Apo'ya idam", "Şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganlarıyla gömüldü. Şimdi bakıyorum da “Binlerce insanın ölümüne sebep olan Apo itibar kazandı; vatan da nerdeyse bölündü”

Eşim Ferhat Bulut şehit olduğunda 21 yıllık devlet memuru idi, Devlet için çalışmış yıllarını vermiş bir insandı. PKK tarafından Şehit edildi, fakat yaşadığım onca yılın sonunda şunu öğrendim: “Bir kaçakçı kadar değerimiz yokmuş!”

  

İdris Yeter’in Kaderi;

01 Temmuz 1999 tarihinde PKK tarafından taranan kahvehanede Ferhat Bulut ile birlikte şehit edilenlerden biri de 31 yaşındaki İdris Yeter’di. Yeter,  dokuz yıl aradan sonra ağabeyi Orhan Yeter ile aynı kaderi paylaşmıştı. İdris'in ağabeyi Orhan Yeter de 1990 yılında Ferro Krom tesislerinde görev yaparken PKK'nın hain saldırısında 9 mühendis  arkadaşı ile birlikte hayatını kaybetmişti.

 

İdris Yeter’in iki çocuğu yetim kaldı.

 

Gazi Koray Gürbüz

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım