Bu haber 05 Ocak 2015, Pazartesi 20:28 tarihinde eklendi. 1305 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

2015’e Geldiğimizde..

Günümüzden 2000 yıl önce yaşamış bir Çinli Savaşçı Filozof Sun-Tzu, “Savaşmadan kazanmak en iyisidir” demiş. Basit gibi görünen bu cümle aslında emperyal devletlerin yenilmez ama pahalı ordularını neden belli stratejik coğrafyalar dışında aktif olarak kullanmadıklarının da gerekçesini ortaya koyuyor.
2015’e Geldiğimizde..

Öyle ya, Irak’ın bir ucundan girip öbür ucundan çıkmak için birkaç günün yettiği Amerikan ordusu bile aklına estiği gibi her yerde silahlı çatışmaya girmiyor. Örneğin Irak’a asker sokarken Suriye’de kiralık ordular kullanıyor. Afganistan’a on binlerce asker yığarken Ukrayna’ya girmeyi düşünmüyor bile. Fakat Sun-Tzu’nun işaret ettiği gibi yani savaşa girmeden de zaferler kazanabiliyor.

Savaşa girmeden zafer kazanılabilir mi peki? Muhtemelen hiçbir savaşta kaybetmediği kadar subayını Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi uydurma davalar sebebiyle esir veren Türkiye, savaşmadan zafer kazanmanın değil ama savaşmadan mağlup olmanın önemli bir örneği olarak tarihe geçecek.

Ancak bununla birlikte gelecekten günümüze bakan insanlar 2002’de başlayan sürecin aslında bir savaş olduğunu da anlayacaklar. Topun, tüfeğin değil ama gazetelerin, besleme aydınların, algı operasyonlarının, şan ve şöhret düşkünü akademisyenlerin nasıl ve ne şekilde angaje edilip halkın üzerine sürüldüğünü anlatacaklar geleceğin öğrencilerine.

Halkların düşman ordularının postallarıyla olduğu kadar vurdumduymazlık zehiriyle de toplama kamplarına kapatılabildiğini gösterecekler. 10 yılda 15 milyon genç yaratmakla, az zamanda çok ve büyük işler başarmakla övünen bir Cumhuriyet’in bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediği anda, benim memurum işini bilir kurnazlığına teslim olduğu anda köleleşmeyi de kabul ettiğini örneklerle anlatacaklar.

Örneğin bundan 30 yıl, 40 yıl sonra üniversitelerde “kamuoyuna nasıl yalan söylenir” konulu tezler hazırlanırken 2002’den başlayan pek çok örnek verilecek. Ak olanla kara olanın nasıl yer değiştirdiği, erdemin, onurun, helal lokma yemenin nasıl aşağılandığı ve bir milleti millet yapan değerlerden uzaklaştıkça milletlerin nasıl cellâtlarına âşık olabileceğini yazacak gerçek münevverler.

Bir millet ve ilerici bir Cumhuriyet nasıl içten içe çürütülür dersinin konu başlıklarından biri: “Her koyun kendi bacağından asılır” sözünde gizli olduğunu da keşfedecek bazı öğretmenler. Sürekli reklamı yapılan “ambalajların” büyüsüne kapılan her bir toplumun o ambalajlar içinde zehir olabileceğini unuttuğu anda farkına varmadan intihar ettiğini de yazacak gazeteler.

İşte bunlar yaşandığında her şey yerli yerine de oturacak. Cumhuriyet rejimini yıkmak isteyen din bezirganlarının ve bölücülerin; politikacıyı, medyayı ve yeraltı dünyasını kullandıkları ortaya çıkacak.

Teröriste, eli silahlı katillere “itibar kazandırma” derdine düşenlerin aslında emperyalizmin hizmetine girdikleri, bugünün puslu ortamında değil ama, geleceğin aydınlık ortamında apaçık anlaşılacak. O gün öğretmenleri şehit eden, elinde silahla halkı tehdit eden şer odaklarına terörist, vatanın ve milletin birliği için mücadele eden Mehmetlere de “kahraman” denilecek yeniden.

Bugünlerde birilerinin “Dünya Lideri” , “en büyük adam”, “Osmanlı Torunu” dediği kişileri tarih kendi terazisinde yargılayınca bambaşka sıfatlar çıkacak karşımıza. Diktatör sözü anlam bulacak; firavunun Mısır’a özgü bir kavram olmadığı anlaşılacak.

“Her türlü zihniyete açığız” diyerek, envai çeşit mikro milliyetçi akımlara yol veren zihniyetin aslında gerici bir anlayışa sahip olduğu da bir anda ortaya çıkacak.

Kara para aklamak için çevrilen dolaplar, kollara takılan milyonluk saatler, bir türlü sıfırlanamayan paralar bugünün sansür ortamında hak ettiği ilgiyi görmese de tarih bu olayların hiç birisini unutmayacak.

O gün geldiğinde “Savaşmadan kazanmak en iyisidir” sözü gerçek anlamına erişecek ve savaşın sadece silahla değil akılla, bilgiyle, stratejiyle ilgili olduğu bir anda kavranacak. Böylece tarih kitaplarına bir not da düşülecek: “Silahsız Savaş Yılları: 2002-2015” Elbette o tarih kitabını da Cumhuriyeti kuran kadroların manevi mirasçısı olan bu milletin fedakâr gençleri yazacak.

 

 

Gazi Koray GÜRBÜZ

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım