Bu haber 05 Ocak 2015, Pazartesi 14:24 tarihinde eklendi. 1383 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bedenimizden Geriye Kalanı da Fedaya Hazırız!

İzzet ERTUNÇ'un Gazi Ahmet Ali ÖZDUMAN ile yapmış olduğu röportaj
Bedenimizden Geriye Kalanı da Fedaya Hazırız!

Sizi Tanıyabilir miyiz?

1980 yılında Trabzon – Sürmene’de doğdum. 27 Ağustos 2001 tarihinde Şırnak ili Cudi Dağı kırsalında mayına basma sonucu sağ bacağımı kaybettim. 14 yıldır protez kullanıyorum.

 

Şu anda Ankara’da ikamet ediyorum. 2003 yılından beri Ampute Futbolunun Türkiye’de oluşturulmasında ve ülke çapında yayılmasında katkılarım oldu. TSK Rehabilitasyon Engelliler Spor Kulübünde (Karagücü) hem oyunculuk hem de yardımcı antrenörlük yaptım.

 

Askerlik Yaptığınız Yer Nasıl bir yerdi? Nasıl Bir Askerlik Dönemi Yaşadınız?

 

Foça Jandarma Komando Okulunda acemi eğitimimi tamamladıktan sonra Şırnak İkizce Komanda taburuna gittim. Görev yaptığım Timde ağır makineli tüfek unsurundaydım. Bölgedeki bütün dağlara operasyona gittim. Özellikle Gabar, Cudi, Siyahkaya, Besta Dereler, Kuzey Irak bölgesinde birçok operasyona katıldım.

 

Onca zaman içinde Gabar Dağı’nda yaptığımız bir operasyonu unutmam mümkün değil. 5 gün dağda kalmıştık ve çok yorulmuştuk. Akçay’a giderken dönüş yolunda akşam saat 17.00’de pusuya düştük. Çok kanlı bir çatışma oldu. Teröristler çok kalabalıktı. Her yerden ateş geliyordu, sağımızda solumuzda bombalar patlıyordu ve zor durumdaydık. Yanımdaki arkadaşım, teröristlerin ateş üstünlüğünü kırmak için, bir anda makineli tüfekle ayağa kalkıp mermisi bitene kadar ateş etti. O an bizim için kurtuluş oldu. Arkadaşlarımız o boşlukta mevzi alıp ateş üstünlüğünü ele geçirdiler ve böylece pusudan çıktık.

 

Unutamadığım bir başka olayda şöyleydi. Bir çatışmanın içindeydik. Gece saat 21.00 sıralarında daha çatışma bitmemişken bir helikopter gelip yaralıları aldı. O helikopter

pilotunun cesareti inanılmazdı. İnilmeyecek o yere nasıl indi, nasıl oradan tekrar kalktı hala inanamıyorum. Gün sonunda hava aydınlanmaya başladığında teröristlerin ilk ateşinde 2 arkadaşımın şehit, 8’inin de yaralı olduğunu öğrendim. Sabah köyden getirilen 2 katıra Şehitlerimizi yükleyip Akçay tugayına götürdük. Katırın birini ben çektim. 3 km yol benim için en uzun yol oldu, bir türlü bitmek bilmedi. Çok zor anlardı. Daha sonra öğrendim ki yaralılardan 2’si de hastanede şehit olmuş.

 

 

Nerede Gazi Oldunuz?

 

26 Ağustos 2001 tarihinde Maden Amfibi Taburundan akşam saat 18.00 sıralarında Cudi dağına doğru hareket ettik. Cudi dağı çok dik bir dağdır sürekli tırmanmak gerekir. Bazen arkadaşlar soruyor nasıl hiç durmadan o kadar yürüyordunuz diye. Açıkçası hala tam olarak ben de bilemiyorum. Sanırım belli bir saatten sonra bacaklar kendi kendine gidiyordu.

 

Üst bölgesine kadar yürüdük. Ertesi gün saat 08.00 sıralarında 10 dakikalık kahvaltı için mola verildi. Kahvaltıyı bitirdim; beni tim komutanı yanına çağırdı. Yanımdaki Astsubay “Hadi Laz! Gidelim” derken ben bir adım attım ve mayına basmışım. Ne oldu diye etrafa bakarken bir baktım sağ ayağım yok. Vücudum da yanıyordu. Yanımdaki Astsubay da yüzünden yaralandı. Gözleri görmüyordu. Bir saat sonra bir helikopter geldi ve beni Şırnak Askeri hastanesine götürdü. Ne ilginç ki, beni götüren helikopter pilotu, daha önce Gabar’da çatışmanın ortasına inen pilotmuş. Helikopter pistinde doktorlarla birlikte Tümen Komutanı karşıladı bizi. Tümen Komutanı beni teselli etmeye çalışıyordu. Oradan birlikte yaralandığım Astsubay ile birlikte Diyarbakır Askeri Hastanesine helikopterle gittik. Astsubay, gözleri görmediği halde bana “Merak etme. Her şey düzelecek.” diyordu. O Astsubayımla hala görüşüyorum, iyi dost olduk.

 

Şimdi düşünüyorum da bizim timin en önünde 3 tim daha vardı. Hepsi de o yoldan mayının üstünden geçip gitmişti ama mayın patlamamıştı. “Herkesin bir mayını olduğunu” orada öğrenmiş oldum böylece.

 

Bölgede En Çok Dikkatinizi Çeken Şey Neydi?

 

Bölgeyle ilgili dikkatimi çeken en önemli olay “korucuların” askere karşı can siperane yaklaşımıydı. Bana göre korucular terörün bitmesinde çok etkin rol oynadılar. Şimdi “koruculuk sisteminin” kaldırılmasından bahsediyorlar. Eğer koruculuk sistemi kaldırılıp, korucuların ellerinden silahlar alınırsa PKK bölgede büyük bir korucu katliamı yapar. O insanları yalnız bırakmak, onların terörle mücadelesine ihanet etmektir. Onlar yıllarca orada terörle mücadele ettiler. Ve şimdi neredeyse PKK’yla baş başa bırakılıyorlar. Bu koruculara yapılabilecek en büyük kötülük bence.

 

 

Açılım ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

 

Farkındaysanız, başlangıçta işler gizli kapaklı yürütülüyordu. Habur-Oslo süreci derken, şimdi çekinmeden açık açık teröristlerle pazarlık yapılıyor. Bir de bununla iftihar ediyorlar. Çoluğu çocuğu, beşikteki bebeği, askeri sivili, öğretmeni yani binlerce masum insanı öldüren, eli kanlı terörist Apo ile müzakere edip birçok taviz veriyorlar. Ama ben inanıyorum ki, biz Gazileri ayaklar altına serenler bu yaptıklarının hesaplarını bu dünyada, olmazsa öbür dünyada hem de Şehitlerin karşısında mutlaka vereceklerdir. O gün geldiğinde “Analar ağlamasın” palavrasını atanlara şehitlerin gözü yaşlı analarının da söyleyecek birkaç sözü olacaktır.

 

Ama halkımızın bir kısmının duyarsızlığına ve umursamazlığına da anlam veremiyorum. Düne kadar “Terörle bir yere varılmaz" diyorduk. Ve bu sözün doğruluğunu ispatlamıştık. Ağır bedeller ödemek pahasına biz PKK’yı dağda yendik. Fakat nasıl oldu da 15 Ocak 1999’da Kenya'nın başkenti Nairobi'de yakalanıp İmralı'ya tıkılan bir adam şimdilerde barış elçisi gibi pazarlanmaya başladı? Nasıl oldu da 2000 yılı başında sıfırlanmış olan terör, bir anda yeniden hortlatıldı? Ne oldu da yıllarca Amerika’nın ve İngiltere’nin desteği ile Kuzey Irakta teröre destek veren Barzani ve Talabani’nin yaptıkları unutturuldu?

 

Bir Gazi ve pek çok arkadaşını şehit vermiş bir vatan evladı olarak ben de en az o çok yücelttikleri terörist başı kadar söz hakkına sahibim. Kanla sulanmış bu topraklarda bizleri yok sayıp teröristleri muhatap alanlara soruyorum: “Siz kim oluyorsunuz da Gazileri ve Şehitleri yok sayarak teröristlerle anlaşma yoluna gidiyorsunuz?” “Siz kimsiniz?”

 

Türk halkını korkutabileceğini sananlara sesleniyorum! Gaziler, dün ne yaptıysa yarın da onu yapacak. Dün bütün bedenimizi milletimiz için feda etmeye hazırdık bugün de o bedenlerden geriye ne kaldıysa onları feda etmeye hazırız. Bu anlamda ilk sözümüzle söz sözümüz hep aynı olacak. “Yaşasın millet! Yaşasın vatan!”

 

Haber/Reportaj: Gazi İzzet Ertunç

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan sehitgazihaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Diğer Haberler
email
EN ÇOK OKUNANLAR
yol durumu
Ücretsiz Seyahat Kartı Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Beğendim, çok güzel olmuş
Beğenmedim, beklentilerimden çok uzak bir tasarım